 |
|
 |
|
|
Tunceli
Cumhuriyet’ in İlanına kadar
Tarihte İlk Anadolu Birliğini kuran Hititler Tunceli’ye kadar ulaşmışlar, fakat çevreye tam hakim olamamışlardır. Tunceli’de Huriler, Babil ve Asur İmparatorluklarının da etkileri görülmektedir. Med’ ler zamanında kısmen ve Pers’ler zamanında (M.Ö.VI. Yy) Büyük İskender burasını Makedonya Devletine katmıştır.
M.S. 395’ te Roma’ nın ikiye bölünmesi ile bütün Anadolu gibi Tunceli de Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğunun payına düşmüştür. VII. yüz yıl ortalarından itibaren Araplar bu çevreye erişmiş, VIII. Yy Tunceli bir süre İslam İmparatorluğuna katılmıştır. Tabiat yapısı nedeni ile o dönemde yalnız Çemişgezek İlçesi önem kazanmıştır.
Tunceli 1071 tarihinden 1252 tarihine kadar Erzincan’da hüküm süren Mengüçlerin idaresi altında idi. Selçuklu ve Moğolların dağlık mıntıkadan Kızılırmak’ a doğru yaptıkları akınlardan sonra Dersim mıntıkasında bir çok Türk kabileleri yerleşmiş ve buralarda kalmışlardır.
Doğu Anadolu’da Akkoyunlu, Karakoyunlu, Türkmenlerin mücadeleleri zamanında Çemişgezek beyi (Mengüç ailesinden ) Emir Şah Hasan’ dan söz edilmektedir. Bunun torunu Hacı Rüstem Bey zamanında Şah İsmail Çemişgezek ’ e Nur Ali isminde birisini Halife olarak göndermiş, Hacı Rüstem Bey’ de İran’ a muhalefet etmeden Çemişgezek’ i Nur Ali’ ye teslim etmiştir.
Tam bu sırada Yavuz Sultan Selim’ in Çaldıran Savaşını kazanması ile tüm Doğu Anadolu Osmanlılara bağlandı. Ruslar I. Dünya Savaşında Tunceli’ ye girdiler ise de hakim olamadılar. Bundan başka Tunceli Osmanlı imparatorluğu döneminde hiç istila görmedi.
|
|
09-05-2007 13:33 |
|
|
 |
|
 |
|
|

Cumhuriyet ’in İlanından Günümüze
Bugün Tunceli İline bağlı Hozat İlçesi Cumhuriyet öncesi mutasarrıflık iken, Cumhuriyet ’in ilanı ile Dersim Vilayeti haline getirilmiş, 30 Mayıs 1926 tarih ve 887 sayılı kanunla bazı Vilayetlerle birlikte İlçe İdari kuruluşuna dönüştürülmüştür.
Dersim kelimesi, Gümüşkapı anlamına gelmekte olup, kök itibari ile Farsçadır. 25 Aralık 1935 tarih ve 2885 sayılı kanunla geçici merkezi Elazığ İlinin Nazimiye, Hozat, Mazgirt, Ovacık ve Çemişgezek İlçelerinin bağlandığı Tunceli İli teşkil edilmiştir. Aynı tarih ve 2884 sayılı kanunla Tunceli İlinin İdaresi için özel hükümler konarak Korgeneral rütbesinde Vali ve Kumandan yetkisinde bırakılmıştır.
Tunceli İline bağlı 8 ilçesi (Kalan Dahil) özel kanuna göre 01.01.1947 tarihine kadar geçici merkezi bulunan Elazığ’dan idare edilmiş, 30 Aralık 1946 tarih ve 4993 sayılı kanuna göre halen il merkezi olan Kalan Kasabasına nakledilmiştir.
|
|
09-05-2007 13:35 |
|
|
 |
|
 |
|
|
Dersim adının Anlamı
Dersim, Gileki (Dimilik) “der” (kapı), “sim” (gümüş), Zazaca’da, Dersimce ise “deyr-sim” sözcüklerinden oluşan bir isim tamlamasıdır.
Türkçe’ye “gümüş kapı” olarak çevirebiliriz. MÖ 4.yüzyıldan önce Yunan tarihçi ve coğrafyacılarının Dersim yöresine “DARANİS” adını verdikleri ve Anadolu’ya ilişkin en eski adların başında “Dariaini”ni geldiği belirtilmektedir.
Tarihçi Ptolemy’nin Dersimi “Daranalis” olarak kaydedilmesi mö 519 yılında Pers Kralı Dara’nın (Darius) Kral olmasından itibaren başlamaktadır. Munzur Dağları’nı içine alan geniş bir alanı kapsayan “Daranalis” adının yüzyıllarca kullanıldığı bilinmektedır.Günümüzde Erzincan’a bağlı Tercan ilçesini kapsayan alana “Deryene” (Derksen) adınını verildiği Strabon’un “Coğrafya” adlarının verildiğine başka kaynaklarda da rastlanmaktadır.
Dersim adının kökeni, Hazar denizi’nin güneyindeki Deylem bölgesinde yaşantılarını sürdüren Deylemlilere kadar uzanmaktadır.Deylemliler (Gilanikliler-Gilanlılar) Pers öncesi halklarından olup 4. yüzyılda Deylemista adıyla alınan yurtlarını, sürekli olarak Arap, Fars, Türk ordularına karşı korurlar.
Deylemliler’in yurtlarını koruma çabası 1256 yılında Moğol işgaline kadar sürer. Moğollar’dan kaçarak batıya göç eden bir kısım Deylemlier’in bugünkü Dersim’e yerleştikleri sanılmaktadır.
İşte yurtlarını terkedip, Anadolu’ya doğru göç eden Deylem aşiretlerinin bu bölgede yerleşmesiyle bölgeye kendi adlarını egemen kıldıkları sanılır. Yunan tarihçi ve coğrafyacılarının Dersim bölgesine “Daranis” adını verdikleri gibi Dara’nın “Bisütün Kitabelerin de bu havaliyi tanımlayan”Zuzu” tabirin de Dersim yöresinde konuşulan “Zaza” sözcüğünden geldiği muhtemeldir.
Cumhuriyet döneminden önce 19. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı İmparatorluğu’nun resmi yazışmalarında yoğun olarak “Dersim” adı sıkça kullanılmıştır.
1847 yılında Dersim Sancağı’nın Erzurum eyaletine verilmesinden sonra 1859 yılında yapılan bir değişiklik de Harput eyaletine bağlanır. İşte bu tarihten itibaren Dersim ve çevresi haritalarda gösterilmeye başlanmıştır.
Tunceli’nin (Dersim) Özet Tarihi
MÖ 5000 yıllarında Dersim yöresinde yaşadığı saptanan “müşki” adlı Aryalar’la başladığı Asur bölgelerinde Dersim halkının “MÜŞKİ” adı ARYALAR olduğu belirtilmektedir. Daha sonraki dönemlerde “KARDUK” adını alan bu kavim, Hitit krallığı’nın yıkılmasıyla batıdan gelen PALA ve diğer Hititliler’e karıştılar....Bu dönemde Şuhna, Ishüru, Alshi halkları Hititler’e komşu idiler. MÖ 4000’lerde Sümerler’in egemen olduğu Akad Kralı Sargan ve Naramsin’e ait kitabelerde anlaşılmaktadır, ancak MÖ 2370-2330 yıllarında Dersim, Akadlar Devleti’nin bir ili olarak gösterilmektedir.
MÖ 2200’de Dersim ve çevresi Mezopotamya-Anadolu arasındaki ticari ilişkilerde geçiş noktası; bu binyılın ikinci yarısından önce bağımsız Hurri Krallığı arkasında Hitit İmparatorlığu (XV. Yüzyılın ortaları XI. Yüzyılın sonu) yayılma siyasetinde öncelikli bir yer tutan bölge olmuştur.MÖ 2....’de “işu va” diye anılan bugünkü Tunceli-Elazığ bölgesinin halkı olan Hurriler’in uygarlık açısından Hititler’i etkilediği görülür. Daha sonra Saburrular, Hurri diye anılmaya başladılar.MÖ 2000 yılında Kuzey Doğu Anadolu, Hurriler’in egemenliğine girdi. MÖ 1500 yıllarında Hurriler Orta Doğu’nun en güçlü devleti idi.
MÖ 16.-15. Ve 14. yüzyıllarda bölge Mitaniler’in egemenliğine girer. Mitaniler (Mitani halkı Hurrilerden oluşuyordu.) Dersim yöresinde Asurlar’dan da önceleri bir süre egemenlik kurmuşlardır. (MÖ 1252) Asur Kralı Tukulti (MÖ 1242-1206) Hurriler’e ait ALZİ, AMADUNU (Diyarbakır) Purulumzi bölgelerini almıştır.
Hitit Kralı Suppuliluila Mas ve oğlu Marsilis (MÖ 1347-1320) yazıtlarında komşu ALZİ , SUHWA, ISHUVA ve ALSHİ halklarıyla savaşlardan söz eder. Bu halklar Ermeniler’den önce bölgeye gelmiş bölgenin ilk halklarıdır. MÖ 1335 yılında Dersim yöresi ile bütünleşen AZZİ –HAYAŞA ülkesini Hatti Kralı II. MÜRŞİLİ bir seferle kendisine bağladı. Dersim olarak adlandırılan İşuwa yöresinde “MÜŞKİLER” yaşıyordu. Erken demir çağında yöreye nereden geldikleri kesin olmayan Müşkiler’in Dersim yöresini iskan ettiği bir alan olarak görülmektedir. MÖ.IX. yüzyılda Müşkiler, Murat suyu ile batı fırat arasında “UŞUVA”yı da içine alan bölgeye gelip yerleşirler. Bu sırada yöre halkı Hurriler’den oluşuyordu. Asur Krallığının bölgeye ilki bu kez Asur-Muşki mücadelesine sahne olur. IX. Yüzyılın sonlarına kadar bölgeye Asur yağmar seferlerine maruz kalır. Dersim çervresi IX. Yüzyıldan iyibaren bu kez Dersim; Asur ve Urartular arasında çekişme konusu olur. Ancak Asurlar bu tarihlerde kendi iç karışıklıkları ile uğraştıklarından bölgenin hakimiyeti el değiştirmiştir.(Hakimiyetini kaybetmişlerdir.) Urartu Kralı MİNUA (810-785/780 yıllarında Alzi ülkesini VIII. Yüzyılın başlarında da (799’dan sonra) ele geçirerek kendi eyalet sistemi içine katmıştır.
MÖ VIII. Yüzyılda Dersim yöresi Urartular’ın egemenliği altına girdi. Urartular(MÖ 900-612) Müşkiler’in saldırılarını püskürttüler.VIII.yüzyılda Dersim Urartu Devleti’nin sınırları içerisinde olup, Urartular-Dersim-Elazığı yöresine “Süpani” diyorlardı. Urartu halkı MÖ II.yüzyılarından kalma Hurrice’ye yakın bir dil konuşuyorlardı. Urartu Devleti, Hurri soylarının küçük prenslikleriyle bir birlik olusturmaları sonucu kurmuşlardır.
İlk Kralı Sarduri I. (MÖ 840-825) Dersim yöresi VI-II. Yüzyılda Urartu sınırları içerisinde göstermektedir. İzoli’de, Bağın Mazgirt’e ve Palu’daki yazıtlarda bu gerçeği kanıtlamaktadır.
Kral II. Rus’a (MÖ 678-645) Mazgirt’i bayındır bir haline getirerek, kaleye bir kitabe yazdırır. Dersim yöresindeki Müşkilerin saldırısını püskürtmüş ve bu dönemde etkisiz hale getirmiştir.Mazgirt kale köyündeki kale II. Rusa döneminde yapılmıştır.
MÖ 715 yılında Med aşiretlerinin önderlerinden Dayarikko Keyeksa tüm Med aşiretlerini (Med, Guti, gui, Kusi, Lolo, Mamai, Kardus, haldi ve Kardu) bir araya getirerek bugünkü iran şehri Hamedan’da Medler’i bir devlet çatısı altında birleştirdi. MÖ 600 yıllarında Medler, Urartu Devletini ortadan kaldırdılar. Böylece Urartular’ın yerine bölgeye Medler egemen olurlar. Medler MÖ 7. yüzyılda İşuva’yı, 560 yıllarında ise Doğu Dersim yöresini ele geçirdiler.Böylece Dersim bölgesi Med Devletinin egemenliğine girdi.
Medler’in Dersim yöresindeki egemenlikleri süresince dinsel alanda yüzyıllar boyunca silinmeyen izler bıraktıkları anlaşılmaktadır. Dersim’de şiiliğin bir kolu olan Ehl-i Hak Mezhebi büyük ölçüde Zerdüştlük’ten etkilenmiştir. MÖ VII. Yy.’da Dersim Med egemenliği altına girdi. Ancak yerleşik bir düzen oluşturamayan Med Devletine MÖ 550’de Persler Anadolu’ya sefer yapar.Dersim yöresini fetheder.Pers döneminde “Medya Sınır Saptanlığı” içinde yer alan Dersim’in yerel halkı, Haldiler, Khalibler, Massinekler ve Akilisenler’den oluşmaktaydı. 13. Satraplık olan Akilisenler, Dersim için bulunduğu Armenia satraplığının sınırları Ağrı Dağından, Fırat ırmağının kıyısına doğru uzana bölgeyi kapsıyordu.
Heredot’un 13. satraplık olarak belirlediği Dersim’in içinde bulunduğu satraplığın o zaman ki valisi ORTATAŞ, Akilisene yöresini de kapsayan alanda valilik yapıyordu.
MÖ 334 yılında Büyük İskender; Biga Çay’ı İSOS savaşı daha önce de Gawgamala (Kerbela yakınlarında) yaptığı savaşta Persler’i ağır yenilgilere uğratan Makedonyaluı İskender, tüm Anadolu’yu Makedonya topraklarına kattı. Pers soylularından Ariorates, MÖ 332’de Dersim’i kapsayan topraklarda Makedonya Krallığını kurdu.
Makedonyalılar’ın Anadolu’ya egemenlik yılları isyanla geçer.İsyanların başını Akilisene (Dersim) ve Kapadokya halkı çeker. II. Ü. Ariorates, Makedonyalılar’a karşı başarılı bir direniş örgütleyerek, MÖ 301’de Kapadokya Krallığı’nı yeniden kurdu.Ancak Makedonyalı asker önderler isyan bölgesine gelerek , katliam yaparak isyan bastırdılar.(MÖ 322) İskender’in ölümünden sonra Perdikkas ayaklanma bölgesi olan Akilisene gelir, Dersim’deki ayaklanmayı bastırır. Dersim böylece Makedonya egemenliğine girer. Dersim bölgesi MÖ 230 yılında Kapadokya’ya dahil edildi.
MÖ 180’lerde Kapadokya Krallığı, Anadolu’yu işgal politikası gütmekte olan Roma İmparatorluğu’nun uydusu durumuna geldi.Anadolu’da Roma ordusuna karşı da etkin olan Pontos Krallığı, Kapadokya topraklarını işgale yeltenince, Roma-Pontos savaşı başladı.
Sulla komutasındaki Roma ordusunun Potos-Ararks işbirliğini çökertmesinden sonra, etkinliği azalan Pontos Devleti, son kralları Mitridates, Evpatur’un Roma komutanlarına yenilmesiyle ortadan kalkınca Dersim Roma egemenliğine girdi.
Part Krallığı döneminde ise , Part Krallarından Mitridates MÖ 140 yılında Dersim bölgesini egemenliği altına alır.Araks (Part) Krallığı, Selekidler’e meydan okurlar. Pers Krallığı ülke topraklarını daha sonra Persler’le paylaşırlar.. Bu prensliklerden birini de ARTARSASD’in oğlu Tigran (Dirkan) yönetir.Tigran, Sophane (Dersim-Elazığ) Krallığını da alarak, böylece dersim bu dönemde TİGRAN’ın egemenliği altına girdi. MÖ 70’lerde ise Arasklar yönetimiyle, Arsaklar arasında el değiştirdi.
MÖ 69-66 yıllarında Romalılar Lukullus komutasında ki bir orduyu Tigran’ın üzerine gönderirler.Lukullus Malatya (Melitene) Sophane (Dersim-Elazığ) yörelerini yağmalar.Tigran Van’a kaçar. MÖ 55’lerden başlayarak Doğu Anadoluya giren Partlar Dersim’de etkinlik sağladılarsa da , bu etkinliği kıran roma Askeri gücü, bölgeyi kapadokya eyaletine bağladı.
Romalılar MÖ I. yüzyıldan itibaren partlar’ın üzerine sürekli seferler düzenlemişlerdir. Partlar’ın (Arsaklar) direnişi uzun yıllar sürer. Part Kralı MİDRDATES, Ermeni (ARASK) Kralı ve damadı Tigran Romalılar’a karşı savaşmışlardı. Bu dönem de Dersim bazen Arsaklar’ın bazen de Arasklar’ın egemenliği sınırları içinde kalmıştır.
Sasaniler (212-642) Babek’in oğlu Erdeşir 226 yılında Sasani İmparatorluğu’nu kurmuştur.Grek ve Roma tarihçilerine göre, Sasaniler, Romalılarla ve Bizanslılarla savaşmışlardır.Daha sonra Sasanilerle Bizanslılar arasında kalıcı bir barış yapılır.Dersim-Elazığ yöresi Sasani İmparatorluğu içinde kalır.
395’ten sonra Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nun egemenliği altına giren Dersim “Roma Mezopotamyası” denilen “Therma” içerisinde iken İran-Sasanlı ve Bizans orduları etkinlik savaşlarına sahne olur. Sasaniler’in Dersim’deki egemenlikleri 506 tarihinden sonra başlar.Sasani hükümdarlarından I. Kubart (Kavaz) Dersim yöresini İmparatorluğunun sınırları içine alındığı söylenirse de, bölgenin dağlık oluşu, nedeniyle egemenliği her zaman olduğu gibi şaibeli kalmıştır.
642 yılında Halife Ömer zamanında Nihavend Savaşı (642) sonucunda Arap İslam Orduları Sasani Şahı olan III. Yezdigirt’i yenilgiye uğratmasıyla, Araplar, Sasani Devletinin siyasi valığına son verirler.
661 yılında Araplar Habib b. Meslene tarafından Doğu Anadolu bölgesinde fetihlere girişilir. Bizans İmparatoru Konstantin durumu kendi lehine çevirmek için Dersim; Erzincan ve Erzurum yöresine sefer düzenler, olumlu sonuçla döner. 653 yılında Habib, Mesleme, Ermeni valiler’in desteğiyle Dersim’de denetimi sağlarsa da, Dersim bu dönemde Bizans; Arap güçleri arasında sürekli el değiştirmişti.(686)
700 yılında Arap İslam Ordusu Abdullah b. Abdülmelik komutasında bir sefer yapar ve Erzurum, Erzincan,Dersim bölgesi Arap egemenliğine girer.
772 yılında Abbasi yönetimine karşı Dersim yöresinde genel bir ayaklanma olur.(Ayaklanma içinde Ardzruni, Bağratlı ve Mmikon Ermeni kökenli boyları vardır.) Dersim merkezinde başlayan bu ayaklanma, genişleyerek isyan dalgası Erzurum’u kuşatma altına alır. Amir; b. İsmail El Harisi komutasındaki Arap ordusu, Ermeniler’i Erzurum; Erciş yakınlarında yenilgiye uğratır. Abbasi Halifelerinden Muhammed Mehd ve Halife Mutez döneminde de bölgede isyanlar çıkmıştır.Bu dönemde Bizanslılarla İslam Arap kuvvetleri bölge de etkinlik kurmaya çalışsalar da, Bizans İmparatoru Theoophilo 837 yılında Dersim yöresini yağma eder.Hozat yakınında ki CMU(CMNU) Palin ve Maskert (Mazgirt ile Akkilisene) yöresini işgal eder. Hozat’ı tahrip eder.Bizansın baskıcı yönetimine karşı halk ayaklanır. 837 yılında Dersim yöresi Bizanslı Jones Karkuas ile Müslüman Hamdaniler’den Seyfüdlarının kuvvetleri Harput yakınlarında savaşa tutuşurlar.Karkuas yenilgiye uğrar. Bu savaşta askerler’in çoğu Dersim ve Elazığ’ın yerel halkından oluşuyordu. Bizans Doğu Ordu Komutanlığına İonne Tsimiskes, Batı Ordu Komutanlığına ise kardeşi Leon Phokas getirilir.Böylece Bizans İmparatorluğu Bölgedeki yönetimi Dersimliler’in eline geçer.Çünkü Jonnes Tsimiskes Çemişkezek’liydi. Ancak 882 yılında Dersim bölgesi İslam Arap etkisi altına girer.
IX. yüzyılda Bizans İmparatorluğu, Mezopotamya içinde yer alan Dersim, bu dönemde Şeyh Hasan Beyliği’nin egemenliği altındaydı. Bu dönemde; Türkler’in yerli ittifakları olan Şadiller ve Mervan Kürtler’i, Bizansa karşı sert darbeler indiriyorlardı. Bu sırada Dersim’in Mazgirt yakınlarındaki Bağın’da Bizans’a karşı ayaklanmahaberi İmparator Manuel’e ulaşır.(1051-1052) Bunun üzerine Bağın yöresine Beros komutasında bir ordu gönderilir.Beros Bağında eşine az rastlanan yağmalar ve zulümler yapar.1055’TE Beros’un yeri,ne bu defa Melissene geçer. Bizans İmparatoru THEDORAS Bağın yöresinin yönetimini ve Ermeni Perslerinin savunma görevini Melissene’ye verir.Büyük Selçuklu döneminde ise Selçuklu hükümdar’ı Melikşah, Dersim aşiretlerin’den bazılarını(Baba, Mansur ve Kureyşan aşiretleri gibi)Kavurd’a karşı gösterdikleri başarıdan ötürü, Selçuklu Sultanı Melikşah bu aşiretleri Dersim yöresine iskan ettirmiştir.
Dersim 118-1142 yıllarında Mengücekler; Mazgirt çevresine, beylikler döneminde ise Dersim yöresine egemen olmuşlardı.
Ağustos 1226 yılında Anadolu Selçukluları Çemişgezek’i ele geçirdiler, 1228 yılında ise, Mengücekoğulları topraklarının tamamını fetheder.
Böylece Dersim yöresi Anadolu Selçuklular’ın egemenliğine girer. (1231-1237) Anadolu Selçuklular’ın, Büyük Selçuklular’ın yenilmesinden sonra, uzun süre değişik beylikler arasındaki etkinlik savaşlarında durmadan el değiştiren Dersim, 1243’te kısmen Moğol egemenliği altına girdi.
13.yüzyıl sonlarından 14. yüzyıl ortalarına kadar Dersim, Elazığ-Malatya, Maraş, Erzincan gibi yerlerde Moğol egemenliği kurulmuştur.
Merkezi Erzincan’da bulunan Eretna Beyliği (1335) bu dönemde Moğolların varsalı durumundaydı.Osmanlı topraklarına giren Timur Dersim yöresini kısmen de Sivas şehri’ni kuşatır. Kuzey Dersim’in hakimi durumunda olan Muttahharten ‘de Timr’a itaat eder.Bu dönemde Güney Dersim yöresi ise Şeyh Hasan Beyliğinin egemenliği altındaydı.Muttahharten, 1387’de Timur’un egemenliğini tanıyıp, Sivas’ın ele geçirilmesinde ona yardımcı oldu.Bu hareketi cezalandırmak için Dersim üzerine yürüyen Yıldırım Beyazıd Erzincan’ı aldıysa da kesin başarı sağlayamadı.
Timur’un Doğu Anadolu egemenliği yıllarında Karakoyunlular, Erzurum, Sivas, Erzincan ve Dersim dolaylarına yerleşirler. Akkoyunlular XV.yüzyılın ilk yarısında Dersim yöresini kendi kendi yönetimine alırlar.
Ankara savaşın’dan sonra uzun süren Dersim’deki etkinlik savaşlarında taraf olmayan Dersimliler, Osmanlılar 12 Ağustos 1453 Otlukbeli savaşıyla yöreyi ele geçirmeye çalışsalar da, Dersim yöresinde üslenen Şah ismail’in güçleri ve Dersim’in hakimi Hacı Rüstem güçleri Osmanlı egemenliğini sarstılarsa da , 1514 Çaldıran savaşıyla yöredeki Osmanlı etkinliğini kısmen sağlamıştı.
Bütün bunlara rağmen Dersim’in tamamı Osmanlı egemenliğine girmedi. Dersim ile Osmanlı Merkez yönetimi arasında bağlar sağlanmıştır.XVII. ve XVIII. Yüzyıllarda Dersim muhtariyet olarak kalmıştır.
Tanzimat döneminde ise Dersim komutanlığı Şah Hüseyin adlı bir Dersimli’nin egemenliğindeydi.
Osmanlı merkez yönetimi ile Dersimliler arasında kaynaşmalar devam ederse de XIX. yüyılda Dersim özerk olarak yönetilir.(Abdülhamit döneminde Dersim’in özerk olduğunu belirtir)
1847 yılında Dersim sancağının Erzurum eyaletine verilmesinden sonra , 1859 yılında da yapılan değişiklikle Harput eyaletine bağlandı.
1890 yılı Devlet sahnamesinin kayıtlarında şöyle anlatılır.Mamuret Ül Aziz vilayetine bağlı bir sancak olan Dersim’in merkezi Hozat olup, Ovacık, çemişgezek, Çarşancak, Mazgirt, Kuzucan (pülümür), Kızılkilise(Nazmiye) ve Pah kazalarından oluşmaktaydı.
1892 yılında Dersim, Erzurum vilayetinin Erzincan sancağına bağlıydı. 1916 ve 1918 yılında da herhangi bir yönetsel değişikliğe uğramadı.
Cumhuriyet döneminde de değişmeler sürmüştür. Cumhuriyetten sonra il yapılan Dersim, 1923’te ilçe olarak Elazığ’a bağlandı. 1936 yılında tekrar il yapıldı. Ve 2884 sayılı özel kanunla Dersim adı Tunceli olarak değiştirildi.
|
|
09-05-2007 13:35 |
|
|
 |
|
 |
|
|
Tarihi araştırmalar:
Geri
Bu yazı, Dersim'de bulunmuş ve şimdiye kadar hiçbir kimse tarafından tetkik edilmediği gibi hiçbir yerde intişar etmemiş olan tarihi vesikalara dayanılarak hazırlanmıştır. bu vesikalar, asırlar boyunca yanlış telâkkilerin tesiri ile hasıl olan düşünceleri, bilgileri tashih etmek suretiyle tarihimizin karanlık kalmış mühim bir safhasını aydınlatmaktadır.
...Halk dilinde yerleşen efsaneler delaletiyle bazan tarihî hakikatlere ermek kabil olur. Halkın bilgi ve hâtıralarına istinad eden bu malûmat, çok defa hâdiseler üzerine isik vererek müdekkiklerin yolunu aydınlatır. Bu ' yazımızda, Dersime ait bir efsanenin ışığı altında tarihi realitelere ulaşmağa çalışacağız. (1)
...Munzur nehri Tuncelini "Dersim", garbi re gark! diye ikiye böler. Garbi Dersimlilerin asıl ve menşeleri hakkında, halk dilimizde şöyle bir efsane yerleşmiştir:
...Efsaneye göre garbi Dersimliler; büyük mutasavvıfı Hoca Ahmed Yesevî'nin neslindendir. Bu soydan gelen Şeyh Hasan Dede, Moğol akını önünde aşiret halkiyle beraber Horasandan Bağdada gelmiş, Abbasi halifesine sığınmış ve o havalide yerleşmiş. Bir müddet sonra Hicaza, oradan da Mısıra gitmiş. Mısırda bir müddet kalmış ve rivayete göre tahsil etmiş. Mısırdan Bağdada döndüğü zaman malûm olmayan bir sebeple aşiretini toplayarak Konyaya gelmiş ve Selçuk! sultanı Alâüddini Keykubada arzı dehalet etmiş. "Efsanenin buraya kadar olan kısımda tarihe, hâdiselere, mantığa uygun ciltler var. Çünkü Sultan Alâüddini Keykubadin cülusu 1220, Anadoluya Moğol akını 1231. Sultan Alâüddini Keykubadm ölümü de 1237 senelerindedir. Bu itibarla efsanenin seyri, tarih! kayıtlara tamamiyle uygun gelmektedir." Sultan, hemşiresini Şeyh Hasan Dedeye vererek onu aşiretiyle beraber şimdiki eski Malatyaya sevk ve o civarda iskân etmiştir. "Bu hâdise 1232 M. - 630 H. tarihine tesadüf eder."
...Şeyh Hasan Dede aşireti bir muddet "bize göre 920 H. - 1514 M. tarihine kadar" bu mıntakada kalmıştır. Torunlarından Şeyh Hasanla Seyyid
isminde iki kardeş, Yavuz Sultan Selimin Aleviliğe ve Kızılbaşlığa karşı giriştiği mücadeleden korkarak aşiret halkını toplamış, hayat ve mevcudiyet muhafazası kaygisiyle Fıratın şarkındaki dağlık mıntakaya "Dersime" sığınmışlardır.
...Şeyh Hasan Dede, eski Malatya civarında ölmüş, şimdi Baskil kazası dahilinde ve Fırat nehrinin şimalindeki "Malatyanin 21 ve eski Malatyanin 12 kilometre şimali şarkisinde" köye defnedilmiş ve bu köy onun namına izafe edilmiştir. Hâlâ "Şeyh Hasan" köyü diye anılmaktadır. (1)
...Bu suretle Fıratın şarkındaki dağlık mintikaya "Dersime" hicret ve iltica eden aşiret halkının bir kısmiyle' Şeyh Hasan, Hozat civarında kalmış, diğer kısımla da Seyid, Ovacık mıntakaaına gitmiştir. Şeyh Hasanın Ferhad, Karaballı, Abbaa, Kırk isimlerinde dört oğlu olmuştur. Garbi Dersimde yaşamış olan Ferhad Uşagi Lâçin, Abbasuşagı, Karaba Uıuşafı aşiretlerinin bu dön kökten türedigi, Şeydin Koç, Kav, Kalan isimli üc oğlundan da aynı namlardaki aşiretlerin doğduğu ve uredigi rivayet edilmektedir. Bu guruplardan birincisine "Şeyh Hasan Kolu ikincisine de "Seyid Kolu" denilmekte ve garbi Dersimdeki aşiretlerin bu iki koldan türediği rivayet edilmektedir.
...Efsane burada bitiyor. Yerinde tarihi kayıtlar, vakalar üzerinde yapılan araştırmalar bize; bunların hakikaten Dersime son asırlar içinde geldiklerini, Dersimdeki hayat ve tarihlerinin ancak "450" senelik olduğunugostermektedir..
...Efsanenin hakikata mutabakatını teyid eden bir vesikayı Munzur dağlarının koytuluklarına sığınmış olan Budik köyünde Kalan aşiretinden Güllabi kızı 95 yaşındaki Leylanın elinde bultuk. Dersimlilerin, ceylan derisi üzerine olduğunu iddia vo beyan ederek kendisine efsanevi mahiyet izafe etmeğe çalıştıkları bu vesikayı muşambalara vo yeşil bezlere sarılmış, teneke bir kutu içerisinde kemali dikkat ve itina ile saklanır bir halde gördük. Alelade bir kâğıt üzerine yazılmış olan şecere, 27 santimetreden, 1,97 metre uzunluğundadır. Tezyinatı iptidaidir. Bu sahifelererin baş tarafının fotoğraf isini ve bir kısmının da metnini verdiğimiz ve bu şecerede ismi geçen Seyid Kemal, garbi Dersimdeki aşiretlerin ceddi olduğunu kaydettiğimiz "Seyid" dir. Şecerenin tarihi Hicri "930" dur. (M. 1523) Bu tarih; Şeyh Hasan - Seyid aşiretinin eski Malatyadan Dersime göç etmeleri tarihi olan H. 920 • M. 1514 tarihine de tevafuk etmektedir.
...Yavuz Sultan Selimin Kızılbaşlık mücadelesinin ve Çaldıran seferinin başlangıcı H. 920 (M. 1514), Şeyh Hasan : Seyid aşiretinin eski Malatyadan Dersime hicret ve iltica tarihi yine H. 920 (M. 1514), Seyid Kemal ocağına ait olan şecerenin tarihi de H. 930 (M. 1523) tür. Bu kayıtlara göre şecere, aşiretin Dersime göç ettiği tarihten on sene sonraya aittir. Bu sebeple tarihi kıymeti müspet ve barizdir.
..."Şeyh Hasan Kolu" na ait bir geçere mevcut ve Şeyh Hasan köyündeki aşiret mensuplarının elinde iken, kendisinin de bu asiret mensubiyetini ve dolayısiyle Türkmen olduğunu iddia etmek için eski Malatya mebusu Diyab (Ağa) tarafından alındığı ve simdi nerede bulunduğunun bilinememekte olduğu söylenilmektedir.
...Şecere (I. Vesika), o zaman adet olduğu veçhile kısmen Arapça, kısmen de Farsça yazılmıştır. Baş tarafı:
..."El-hamdü lilla'hillezî caale mesahir'il eimmet-ÜTnecba'i kibleten bilârifin ve sabere merkad'üi enbiya'i Kabet'Ül-tayifûne ve vü-clbe muhabbeteküm alelhayyirine vettayyı-bln vessalât'ü vesselam'Ü ala seyyid'ül mür-seline ve şefi'ül-muznibîn ve resûli rab'ül#alemtn ve hedû, esfâl'esfiya Muhammed'ül^ Mustafa ve Ali ve beys'ü beni Galib müh-dir'ül-ehzab şefl'ü! ebaidi velakarib el'mu-kaddem'ü fii'mihrab'i velhurûbi ve ru'ülma-gaib. El'imam emir'ül-mümînîn; Ali bin HJbu > Talib ve ala bahr'ii fezail'i vel-ulûmi vel-mersum'i bilemr'illah el-mevsum e>mucirü şi'atlh'i minennari zâtissümûni il-imamür-ma'sûm, El-Hasan ibn Ali" diye başhyon , arapça kısmın tercümesi:
...Meşhur ve necib imamları, ariflere kiblegah kılan Ulu Tanrıya çok şükürler olsun.
...O Tanrı ki evliyanın merkadlarını ziyaretcillere kıblegah kılıp evliya'ı ahırını efdal ve muhabbetlerini iyi ve hayırlı insanlara vacib kılmıştır.
...Peygamberlerin ulusu, günahkarları affedici Resulü Rabbül'alemine salât ve selam olsun,.
...O peygamber asfi'ül-esfiyâ Muhammed Mustafa ki risaletini tebliğ ve emaneti eda eylemiştir.
...Akrabasıni ve yakınlarını koruyan mihrabda ve savaşda önder olan Beni Galib arslanı emirilmumin Ali ibri Talib ile fazilet deryası ve şiatını zehirli ateşten koruyan Hasan ibni Aliye de selam olsun..." dur.
...Şecere çok uzundur. Bütün metni vermeğe imkan bulamadık. Şecerede nazarı dikkati çeken en mühim nokta, Kızılbaşlarca mutad olduğu veçhile imamlara ve bilhassa Hazreti Aliye karşı gösterilen müstesna Hürmet ve tazimdir.
...Mecmuamızın 7. sayısının 291 inci sahifesinde Kızılbaş - Alevi cemaatinde yaşayan bir "gizli imam" dan bahseylemiş ve bu kayıtla Kızılbaş - Alevilikte imametin faziletine işaret etmek istemiştik. Meşhur müsteşrik Ignaz Galdziher'in "Vorlesunger uberleni islam ." isimli kitabının "Elakide veşseria fiI islam'' adiyle Arapçaya nakledilen metninin 191 inci sahifesinde, Muhammed Hammadi bin'i Malik bin'i Ebuifedail'in ."Batınilerin ve Karmatilerin içyüzü" isimli eserlerinin 53 üncü sahifesinde, Ebi Mansur Abdulkadir bin'i Tahir-Ul Bağdadi'nin "El-farK'u beynelfıark" adlı eserinde "Gizli imam" hakkında mufassal malûmat vardır. Merak edenlere bu üç mühim eseri tavsiye ederim:
...Şecerede Arap ve Fars dilleriyle karışık olarak yazılmış şöyle bir kısım da var: , "Sebeb'i tahriri in kelimat anki anbahr'i İntisabest, dürrü pak'i eimme'i masum isna-ve evlâd'ı pajkt'i mutahharül-zişan ki, devri Adem hatem ve ez hatem ta yevhilhesap mübinest.
...Darende'i şecere' i siyadet ve amilin anki selatin'i rûzigar ve ümerai vüzareti zil -iktidar ve sadat'ı uzam ve meşayıh'i kiram ve kuz-at'ı islam medd'l züllehun fil-eyyam ilk yevmelkiyam müşerref şeved. saye'i iltifat'i 'hatir'i feyyaz ez-u baz nezirend ve beher şehir ve karye ve zaviye ve tekye ve havanik ve sevanü ve beka'i hayr der Arap ve acem ve Türk ve Deylem ve Ekrad ve ehl'i Hasem binnatice be erbab'ı devlet ve eshabi meknet rucu nimayed tarik i esfake merhamet bizair'i müşarünileyh mer'i darend ve ez hediyat ve ikramat ve in'amat. behre-mand ve mahfuz gerdanend ta der yevm'i la-yenfa mal la "bir kelime okurnamamıştır" dest'ı gir şevend ve restikar başend
...Şeyh Hasan köyündeki "Şeyh Hasan" derinin şeyhi merhum Şeyh Hasan evladinlan Seyid Mehmed Dedeye, Hacı Bektaşi veli dergahınca verilen ve üst tarafında "Hudost"hitabiye baslayan 1259 - 1843 tarihli icazetname de dikkate sayandır (II. Vesika).
...Şeyh Hasan köyünde Es-seyyid Kulb'ul arifin Şeyh Ahmed Tavsi tekkesindeki dervişlerden Seyid Kanber ile diğer dervişlerin tekaliften maafiyetleri hakkındaki 1170 - 1756 tarifeli ferman, Şeyh Hasan türbe ve dergahına atfedilen hususi ehemmiyeti göstermesi bakımından bir deyer taşımaktadır. (III. Vesika).
...Şeyh Seyid Muhammed bin'i Seyid Hasana ait Korucuk köyündeki araziye tecavüz edilmemesi hakkında Sivas Beylerbeyi Hafız Paşaya yazılan 1153 - 1740 tarihli ferman Kızılbaş ocaklariyle mensuplarının himaye ve siyanete mazhar olduklarını göster mesi itibariyle ayrıca tetkike sezadır. (IV Vesika)."
...İste size 1112 - 1700 tarihli tasarrufu teyid, müdahaleyi men eden bir zabıt varakası. Varakanın metninde Halvuri köyüne buğlı Huni mezraasında Ahmed Çelebiye ait arazinin "eba'en ced" onun mülkü olduğu ve resmi tapusu dahi bulunduğu kayıt ve beyan edildiğine göre Dersimlilerin iki yüzsene evvel tasarruf haklarına riayet etmekte olduklarını, mutasarrıf 'bulundukları emlâk ve arazi için 'resmi tapu senetleri" bulunduğunu öğrenmiş oluyorum.
...Asırlar boyunca Dersimin isyan halinde bulunduğu, asker Ve vergi vermediği söylenir. Evet Dersimde, menfaatleri hajeldar o-lan ağalar, seyidler zaman zaman etraflarına topladıkları bir kısım şakilerle devlete baş kaldırmak istemişlerdir. Fakat bunun a-rasmda iş ve güciyle meşgul, devlete sadakatini muhafaza* etmiş bir kısım halk vardır. Onlar 'her vesile ile devlete bağlılıklarını izhar ve teyid etmişlerdir.
...Suretini verdiğimiz -"V., Vesika" "Torun" köyüne aittir. "Hozat" dan "Sin" ye giden yol, Torun köyünün içerisinden geçer. Bu nufttafcajia "Bahtiyar aşireti" otururdu. Bahtiyar lılar garbi Dersimde olmalarına rağmen Seyid veya Şeyh Hasan kollarından hiç birine mensup değildirler. Bu vesikadan da Torun Köyünden Alâüddin Ağanın "Berat sultam, ve sureti defteri Hakan! ile mutasarrıf" olduğu Bakire köyünden . mezreasında üç kıta tarlaya Zinbık köyünden bâzı kiın-<^6*l«rin tecavüz ettiklerini, üşürlerini sağman eminlerine verdiklerini, Ahmet Beşe ismindeki eminin hücceti üzerine bu araziye on sene tasarruf etmiş iken Kümeline kâfir seferine gittiği zaman arazisine yine tecavüz edilmiş olduğunu.... anlıyoruz.
...Bu vesika iki noktayı aydınlatıyor:
1 - Dersimde araziye beratı sultanî ve sureti defteri Hakanı ile tasarruf edilmekte olduğunu,
2 - Asırlarca vergi vermediği iddia edilen Dersimlinin tâ 4*1000 - 1591" tarihinden beri askere, hattâ "Kümeline kâfir seferine" git-,% lifini.
...Hepsi ihticaca s4üh olan bu vesikalar delaletiyle karanlık kalmış olan t>âzı tarihi hâdiseleri aydınlatabildiğimiz* zannediyoruz.
...Seyid Kemal ocağına ait vesikayı Kalan aşiretinden Gülâbî kızı Leylânın elinde bulduğumuzu söylemiştik. Bu münasebetle Dersimde yaşamış olan aşiret isimleri üzerinde de bir lâhza durmak isteriz.
...Kalan Türkçe bir kelimedir. Kalan aşireti, semaya baş kaldıran Munzur dağlarına arkasını dayamış, yüzünü Kalan deresinin menbaına çevirmiş müsterih bir halde, Ovacıktan Erzıncana çiden en mühim istikametin üzerindedir. Bunun şarkında "Haydarlılar" ve daha şarkta "Arıllı" aşiretleri oturur. Bu mıntaka Dersimin en sarp, en el değmedik yeridir; Dersimin kuvvetli aşiretlerinden biri olan "Laçin" Şeyh Süleyman Efendinin , "Lügati Çağatay" ında (Cild, I. S. 343.) kaydedildiği gibi Başkırdlarda çok eski bir ' aşiretin adıdır. Bilindiği gibi Türkçede "şahin" demektir. Laçin aşireti, isminin işaret ettiği gibi ancak şahinlere hasolan sarp yerlerde oturmaktadır. ,
...Ferhaduşağı, hâlâ Azerbaycanda bir kabilenin taşıdığı isimdir. Bahtiyari yine Azerbaycanda yaşayan bir aşiretin adıdır, çarekli ve Çeyrekli, Oğuz Türklerinden Hanın oğludur. Bu aşiret ona izafe edinilmiştir. Dersimde "Badilli" olan aşiret, bildiyimiz gibi Oğuzların meşhur Beydilli aşiretidir. Batı ve güney batı Anadoludaki yürük aşiretleri arasında bir çok kolları vardır. Yıldız Hanın üçüncü oğlu "Beydilli" ye izafe edilmiştir..
..."Kubatlı" türkçede fena mânasına geleir "kubat" dan müştaktır. Lisanımızda hâla kullanılır. Anadolunun çok yerlerinde "amma kubat adam" derler. Bu isim, "Dede korkut" efsanesinde de geçer.
...Az aşiretinin ismine Orhon kitabelerinde bir' türk aşiretinin adı olarak tesadüf ederiz, Lolân aşiretinin ismi Üzerindeki tetkikatımızın verdiği netice daha ziyade dikkate şayandır. Milâdın 3:6 ncı asırları arasında Orta Asyada husule gelen kıtlık neticesi bazı Türk kabileleri batıya hicrete mecbur Kalmışlardı. Bunların terk ettikleri şehirlerden birisinin harabesi hâlâ mevcuttur. Bunun adı "Lulân" dır. Dersimdeki bizim "Lolân" lılar oradan göçmüş olmalarını hiç uzak görmüyoruz. Yine bu oymaklar arasında rastladığımız "Karabaş" vazıh Türkçeliğle beraber eski Türkçede "esir" demektir.
...Maksuduşağı aşiretinin bir oymağı olan "Tatuşakları" ndaki Tat kelimesi Türkçede yabancı manasındadır. Balaban aşiretinin ismi de manalıdır. Balaban; Türkçede büyük (muazzam) demektir.
...Aşiret isimleri gibi Dersimin bazı mevki isimleri de yabancı gibi görünmelerine rağmen yine öz Türkçedirler.1 Meselâ "Kanık" kelimesi ilk bakışta işidilmemiş, yabancı gibi görünür. Halbuki dilimizde "hizmetçi"manasınadır. "Çat", yolların birleştiği yer, Sin mezar, sincik mezarcık (küçük mezar). Zoğar av köpeği mânasına Zağar demektir t
(1) Köyde "Şeyh Hasan Dede" ye izafe , edilen türbede
iki mezar var. Mezar taşlarindaki yazilar, ziyaretçilerin yüz
yıllar boyunca elle vâki olan delki temasları neticesinde
silinmiş, okunmaz hale gelmiştir. Mezarlardan birisi Şeyh
Hasan Dedeye, diğeri de kardeşi Şeyh Abmede atfedilmektedir. Türbenin
cenuba yönelmiş olan mihrabının sol tarafında "Konya
tarih - sene 1188'*, sağ tarafında da "Ya Allah" yazılıdır.
Şeyh Hasan türbesinin hemen yanında "Derviş Ali"
narinında bir zata aidiyeti söylenilen ikinci bir türbe daha
mevcut..Bunun da mezar taşından "1187" tarihinde ölen
"El' mağfur es'seyid derviş Ali ibn'i-seyid Süleyman
ibn'i Teslim bin'i Apdultah" a ait olduğu anlaşılmaktadır.
Bu kayıtların inşa tarihinden ziyade tamir tarihi olduklarini
ve bu bakımdan da Şeyh Hasan Dede ile Derviş Alinin ölüm
tarihlerine işaret edemiyeceklerini tahmin ediyoruz.
Türbenin civarı Selçuki tarzında birçok mezarlarla doludur.
Bunların içerisinde 900.
• 1007 H. tarihli olanları çoktur. Yazıları ve tarihleri
okunmaz hale gelmiş, topraklara gömülmüş daha bir çok
mezarlar da var. Bunlarin icerisiude 900 tarihinden evvelki
zamana ait olduklari kuvvetle muhtemeldir.
Diğer Alevi ve Kızılbaş türbe ve ocaklarında olduğu gibi
Şeyh Hasan Dedenin mezarının bas tarafında açık olan yerden
alınan toprak, su içinde eritilerek ağrı ve sızısı olan
hastalara şifa verici bir ilâç olarak, içirilmektedir.
', Şeyh Hasan köyünün ve Fırat nehrinin cenubundaki Korucuk
köyünde de böyle bir"Şeyh Ahmed" türbesi var. Bu türbe
civarında da Selçuki stilinde, 1000 Hicri tarihin den (M. 1591)
başlayan mezarlar hâlâ ayaktadır.
Yazan: Nuri Sevgen(Dünya tarihi araştırmacısı)
Bilgisayar ortamına aktaran Engin Ateş
|
|
09-05-2007 13:36 |
|
|
 |
|
 |
|
|
Dersim'deki Aşiret ve Oymakların Dilleri ve Yerleşim Yerleri
Aşiretlerin Adı
Dili
Yerleşim Yerleri
1 Abasanlar Zazaca Pülümür-Hozat-Ovacık-Erzincan(Kırlangıç Köyü,Çağlayan Bucağı,Bağlı,Karatuş köyleri) Kığı ilçesi
Akımlı Estigkavak,Ayanoğlu,Güzgörü köyleri) Tercan
Başbudak, Beşgözek köyleri) Kelkit
Akdağ,Kömürlük Köyü),Erzurum-Aşkale(Aşkale,Gürkaynak ve Koçbaba Köyleri)
2 Abdalanlar Zazaca Pülümür-Hozat-Ovacık
3 Ağucanlılar Zazaca Hozat(Bargini),Elazığ-Erzincan-Kemah-Malatya-Adıyaman-Elbistan-Pazarcık(Gir
ne),Arapkir
4 Alanlar Zazaca Mazgirt, Mazımiye,İranı Kuzey Horosan bölgesi,Erzincan Merkez İlçesi (Çamurdere, Çamlık, Karataş, Başköy, Çilhoroz, Yayla kent, Sertaş, Askartallı, Kılıçkaya, Endere köylerinde)Erzurum Çat ilçesi,Beşiktaş Komu, Tuzluca mah.
5 Ali Abbas Evladı Zazaca Ovacık-Kemah-Erzincan
6 Alhanlı Aşireti Zazaca Pülümür ,Tercan
7 Arililler Zazaca Nazimiye-Pülümür-Mazgirt-Kelkit(Akdoğdu Köyü) Erzincan Tercan ilçesi(Sarıkaya, Yenibucak,Kavaklık,Küçük Ağa Köyleri)Çayırlı ,Çamurdere, Başköy, Karataş, Çilhoroz, Yayla Kurt, Sarıtaş,Kartallı, Çağlayan Bucağı,Kılıçkaya,Erdene köylerinde Hınıs(Başköy)
8 Aslan Zazaca Ovacık-Kemah
9 Aşuran Zazaca Ovacık-Erzincan
10 Baba Mansurlu Zazaca Pülümür-Mazgirt-Muhindi-Nazimiye-Tercan-Sivas-Erzincan
11 Bahtiyarlı Zazaca Hozat-Muş-Kuzey Horosan Zağros Dağları
12 Balabanlı Zazaca Pülümür-Erzincan-Tercan-Hınıs(Güzelder Köyü) Raka, ruha,Kırşehir, Malatya(Doğan Şehir)
13 Bal Uşağı Zazaca Ovacık-Pülümür-Çayırlı
14 Badilli Zazaca Petek -KIğı-Kelkit-Halo-Refahiye
15 Beles Zazaca Nazimiye-Tercan-Kığı-Amasya-Çorum
16 Balçikanlı Zazaca Pülümür-Erzincan-Nazimiye
17 Birmanlı Zazaca Ovacık-Pülümür- Erzincan
18 Beyitan Uşağı Zazaca Ovacık(Gözeler,Paşadüzü,Akyayık)
19 Bezgar(Topuz) Zazaca Ovacık(Hun Uşağı, Cevizli dere, Söyütlü, Topuzlu, Çakmaklı)
20 Beritan Kurmanca Erzurum-Erzincan-Dersim
21 Birim Zazaca Ovacık
22 Botanlı(Balyanlı) Kurmanca Mazgirt
23 Bütünkanlı(Bodikanlı) Zazaca Erzincan-Tercan-Kığı
24 Caferanlı Zazaca Pülümür-Erzincan-Kemah-Hınıs-Dersime Yakın Bölgeler
25 Bozukanlı Kerel Topuzlu Ovacık-Pülümür
26 Çarekli Zazaca Pülümür(Ağaşenliği)-Erzurum-Erzincan,Yelekli Köyü-Tercan ve Çayırlı
27 Çinan Aşireti Zazaca Tunceli
28 Demananlılar Zazaca Ovacık-Pülümür-Tunceli-Mazgirt-Pertek-ERzincan-Mazgirt-Derviş Cemal
29 Derviş Cemal Zazaca Pülümür(Şengül,Bulmuş Tosunlar Köyü)-Hozat-Erzincan-Çayırlı
30 Elhanlılar(Elganlılar) Zazaca Erzincan,İran(Albuz Dağları,Mazandara Bölgesi)
31 Ferhatan Zazaca Çemişgezek- Hozat
32 Fından Zazaca Hozat
33 Gevanlılar Zazaca Ovacık-Hozat
34 Gülabi Zazaca Ovacık-Kemah
35 Hadikenli Zazaca Ovacık-Kemah
36 Haydaran Zazaca Nzaimiye,Pülümür,Mazgirt,Erzincanın Tercan İlçesi,Bulanık İlçesi
37 Hayranlı Zazaca Nazimiye,Pülümür
38 Hemenanlı Zazaca Tunceli
39 Hesenanlı Kurmanca Dersim,Mazgirt,Kığı
40 Hiranlı Zazaca-Kurmanca Mazgirt, Muhundu, Pertek-Derenahiyesi, Haran Bölgesi, Varto nahiyesi, Üstükara, Karlıova, Erzincan, Dalav, Şavşek, Refahiye, Tercanda Kığı İlçesi, Sütlüce , Doluteknek, Kabacalı, Tilkitaşı, Doluca, Çamlıca, Sarıdibek, Akbinek, merkez ilçede Dallıtepe, Orta çanak, Oğuldere, Karapınar, Gözele, Karlıova ilçesi, Tuzluca, Çiftiköy, Sarıkuşak, Kaynarpınar, Soğukpınar, Kaynak Köyleri, Gümüşakar, Halitler, Yeniyurt, Eskikonak Köyleri, Tercan ilçesi, Küçük Ağa, Gök Pınar köyleri ve Tanyeri bucağı, Kelkit, Yarbaşı köyü
41 Holikan Zazaca Pertek, Erzincan,Pülümür
42 Hormekli Kurmanca Nazimiye,Kığı,Varto,Kuruçay,Refahiye
43 Holifen Zazaca Ovacık
44 Hıfen Kurmanca Pertek
45 Hurşidan Zazaca Nazımiye
46 Hüzmekli Uşağı Zazaca Nazimiye
47 İksorlu(İzollu) Zazaca-Kurmanca Mazgirt, Malatya, Huluman, Riçik, Göman, Kilise, Nazımiye, Pülümür, Yaylacık, Sarıyayla,Malatya, Elazığ,Urfa
48 İskor Zazaca Hozat
49 Kalan Uşağı Zazaca-Kurmanca Malazgirt,Ovacık,Malatya
50 Karabali Zazaca Hozat, Ovacık, Çemişkezek,Kırşehir(1701 yılında zorunlu iskana tabii tutulmuşlardır)
|
|
09-05-2007 13:36 |
|
|
 |
|
 |
|
|
51 Karakali Zazaca Erzincan, Pülümür
52 Kamsuran Kurmanca Nazımiye
53 Karsan(Keçer) Uşağı Zazaca Pülümür, Ovacık, Nazımiye,
Erzincan,Tercan,Karakoçan
54 Keçeli Zazaca Ovacık,Çatköy, Eğimli, Çambudak,Balveren,Aktaş,Yakatarla köyleri
55 Kekertiyanlı Zazaca Ovacık
56 Kefelan Zazaca Ovacık, Pertek
57 Kevanlı(Kevo) Zazaca Ovacık
58 Kemanlı(İzollu) Zazaca Pülümür, Erzincan Merkez, Turna derre Kalıntaş, Çoban Yıldızı, Turluk, Ergani İlçesi Köyleri, Kığı İlçesi, Akımlı, Yazgünü, Gözdibi Köyleri
59 Keskehoran Kurmanca Pertek
60 Kırğan Zazaca Hozat, Desk, Ovacık
61 Kısmurlu Zazaca Nazımiye
62 Kolik Kurmanca Kemg. Ovacık
63 Kodern Zazaca Mazgirt
64 Kimsorlu Zazaca Hozat, Çemişgezek, Ovacık, Nazımiye,Dereova, Sivas Divriği Bölgesinde, Tuzla Yöresinde bir kısmı zorunlu iskana tabii tutulmuştur.
65 Koç Zazaca Hozat, Çemişgezek, Ovacık, Kığı(Holhol), Kurmeşli,Erzincandan sonra Pülümür Altınhüseyin köyleri.
66 Koçkiri Zazaca-Kurmanca Pülümür, Erzincan, Sivas, Kahraman Maraş
67 Kormeşli Kurmanca Pertek, Erzincan
68 Kubanlı(Kudenli) Zazaca Mazgirt, Kığı, Karlıova, Erzurum, Çat ve Karakoçan İlçeleri
69 Kulikan Kurmanca Çemişgezek, Ovacık
70 Kabaklı Kurmanca Çemişgezek, Ovacık
71 Kırmoslu(Kismorlu) Kurmanca Çemişgezek, Ovacık, Kığı İlçesi, Yaylıdere,Sarıtosun, Aysaklı, Hasköy, Batrayas, Mercan Köyleri, Adıyaman, Xıdosur Kolu yerleşmiştir.
72 Kureyşan Zazaca-Kurmanca Nazımiye, Mazgirt, Ovacık, Tercan, Varto, Kiği, Sivas, Hınsı Mansur
73 Lertikli Zazaca-Kurmanca Erzincan
74 Laçinli Kurmanca Ovacık, Hozat
75 Lolanlı Zazaca Pülümür, Çemişgezek, Vartu ilçesi,Nazımiye-Hınız,Esenli, Aşkale,Gürkeynak Köyü,Muş-Varto,Bayburt,Erzurum,Kelkit
76 Maksut Zazaca Ovacık, Hozat
77 Memokan(Memekan) Zazaca Tunceli
78 Meskanlı(Mestanlı) Kurmanca Nazımiye,Ovacık,Pertek
79 Mevaliler Aşireti Zazaca Nazımiye
80 Mırzan Kurmanca Pertek, Ovacık,Tunceli(Milköyü),Urfa-Viranşehir,
Suriye'nin Resückayın yöresine yerleşmişlerdir.
81 Millan Kurmanca Pertek, Ovacık,Tunceli(Milköyü),Urfa-Viranşehir, Suriye'nin Resückayın yöresine yerleşmişlerdir.
82 Nenikan Kurmanca Çemişkezek, Ovacık
83 Panikan Zazaca Ovacık
84 Parçikanlı Zazaca-Kurmanca Ovacık,Malatya
85 Pezgevran(Pevzugerililer) Zazaca Ovacık, Pertek, Hozat
86 Perihanlı Zazaca Ovacık
87 Pilvenkli Zazaca-Kurmanca Pertek
88 Piranlı Kurmanca Pertek (Yamaşoba Köyü)
89 Pirsultanlı Zazaca Pülümür
90 Perikanlı Zazaca Nazımiye
91 Rekşait(Reskan Uşağı) Kurmanca Ovacık, Hozat, Çemişkezek
92 Rutanlı Kurmanca Hozat, Nazımiye, Pülümür,Kuzey Horosan Mazderen bölgesinde ,Erzincan-Çağlayan Bucağı, Yalınca Uluköy, Melihtekli Köyleri
93 Şadilli Zazaca-Türkçe Mazgirt ilçesi (Kızılkale, Aydınlık, Özdek, Beşoluk, Çatköy, Gelinpınar, Akkavak, Kepektaşı, Obrukbaşı, Güneyharman, Örsköy, Yazevi, Beşoluk), Kığı, İran, Mardin, Refahiye
94 Sağcılar Zazaca Tunceli
95 Sarı Saltuklular Türkçe Hozat
96 Şam Uşağı Zazaca Ovacık, Çemişkezek, Hozat, Erzurum, Sivas, Erzincan
97 Şadanlı Kurmanca Pülümür
98 Şavak Kurmanca Pertek, Hozat, Çemişkezek
99 Şavalanlı Zazaca-Kurmanca Tunceli, Nazımiye, Pülümür, Tunceli, Erzincan
100 Seyyidalan Zazaca-Kurmanca Tunceli, Nazımiye, Hozat, Çemişgezek
101 Seyyid Sabunlar Kurmanca Pertek
102 Sultan Munzur Zazaca Ovacık, Erzincan
103 Seyhan Zazaca Mazgirt
104 Sisanlı Zazaca Pülümür
105 Sekakan Kurmanca Pertek, Tunceli, Tercan, Afganistan
106 Seydanlı(Sidanlı) Kurmanca Mazgirt
107 Semkan Zazaca-Kurmanca Çemişkezek, Ovacık, Pertek
108 Seyit Kemalan Zazaca Ovacık, Erzincan
109 Seyit Ahmet Dedeler Zazaca Ovacık, Erzincan
110 Silanlı Zazaca Ovacık, Erzincan
111 Suranlı Zazaca-Kurmanca Mazgirt
112 Süleyman Uşağı Zazaca Ovacık
113 Süleymaniler Zazaca Tunceli
114 Şiğ Hesananlı Zazaca-Kurmanca Ovacık, Mazgirt, Pülümür,
Gümüşhane, Erzincan-Çayırlı
115 Şeyh Mehmedanlı Zazaca Mazgirt, Pülümür, Nazumiye, Tunceli merkez
116 Titanik Uşağı Zazaca Hozat
117 Yusufanlı Zazaca Tunceli, Mazgirt,Kamut Sütlüce bucağı ve köylerinde, Merğo ve Çihik
118 Zekeran Kurmanca Çemişkezek
119 Zerkanlı Kurmanca Çemişkezek, Erzurum, Hınıs, Marat, Mardin, Aksaray üzere beş kola ayrılır.
120 Zerkevik Zazaca Dere Çıkaran-Tembin dağlarında otururlar.
Yukarıda Yer alan içerik Tamamiyle Tunceli.ORG a aittir.
|
|
09-05-2007 13:37 |
|
|
 |
|
 |
|
|
Türkiye’nin Dogu Anadolu Bölgesi’nin Firat
Havzasi’nda yeralan
Tunceli Ili’nin 85 km uzunlugundaki Munzur Vadisi ile çevresi;
Sekiz adet baraj ve hidroelektrik santral projesi nedeniyle
Yok olmakla karsi karsiya kalmistir.
Türkiye’li, Tunceli’li ve Dünyali herkesi;
Munzur Vadisi ile çevresinin ekolojik dengesini bozan
Vadi ile çevresindeki insanlari göçe zorlayarak yasam kültürünün
Temellerini yok edecek olan bu bayindirilik projesine karsi çikmaya,
Bu gerçekçi, insani ve sorumlu mücadeleye
Katilmaya/destek vermeye davet ediyoruz.
Munzur Vadisini Kurtarma Yolunda elele.........
Munzur Darda!
Evet, Munzur darda.
Niçin mi?
Devlet, Munzur Vadisi'ne sekiz baraj yapmaya karar
verdigi için.Yakinda is makineleri, Munzur Vadisi'ni
eselemeye baslayacaklari için.Sonra da önüne 125 m.
yüksekliginde duvar insa edilerek Munzur'a hayat veren
vadi sulari,Munzur'u bogacagi için.
Mercan, Pülümür ve Munzur Vadileri göl haline gelirse; Munzur'un iklim
dengesi alt üstolacagi için. Akarsulari zaptedilmis, vadileri suya bogulmus,
belki de gözeleri kurumus veiklimi alt üst olmus Munzur'da, Avrupa'da bile
degeri taktir edilen Çengel Boynuzlu ve
Bezuvar Daf Keçileri ile Ür Kekligi artik yasamayacagi için.
Alabalik, kirlenip zehirlenerek bogulacagi için.
Yüze yakin köy ve komda yasayan insanlar, göç etmek
zorunda kalacaklari için.
"Gurbet" ve "yaban el"e düsmüs Tunceliler'in geriye dönüs
umudunu yok edecegi için.
Munzur'un suyu ile daginin hayat verdigi diger canlilar,
orman ve bitki örtüsü
yok olacagi için.Ve bütün bunlarin sonunda Tunceli'de hayatin temeli
olan su ve dagin "ahlaki" bozularak
hayat "çekilmez" olacagi için, Munzur darda...
|
|
09-05-2007 13:38 |
|
|
 |
|
 |
 |
|
 |
 |
|
 |
|
|

MUNZUR VADİSİ MİLLİ PARKI
Tunceli-Ovacık arasında uzanan Munzur Vadisinde, 42.000 Hektarlık bir alan 1971 yılında Milli Park olarak ilan edilmiştir. Türkiye'nin en büyük milli parklarından biri olan "Munzur Vadisi Milli Parkı", Tunceli kent merkezine 8 Km. uzaklıkta başlayıp, vadi boyunca Munzur Dağlarına kadar uzanmaktadır. Kuzeyde 3300 metreye kadar yükselen Munzur Dağları, Mercan ve Munzur Suyu vadileri tarafından parçalanmıştır.
Bu bölgenin milli park olarak ilan edilmesinde etken olan veriler, başta akarsu kaynakları ve gözeler olmak üzere zengin doğal veriler, endemik bitki türleri ve yöreye özgü hayvan türleri ile zenginleşen bitki örtüsü ve yaban hayvan varlığıdır.
Munzur Suyu ve Mercan Deresinde yaygın ve yoğun olarak bulunan yöreye özgü nadir alabalık türleri ile çengel boynuzlu ve bezuvar adlarıyla bilinen iki tür dağ keçisi ile av kuşlarından ur kekliği yabanıl yaşamın yöreye özgü değerlerini oluşturmaktadır. Milli parkın kuzeyinde, Munzur Dağlarının üzerinde 2000-3000 metrelik zirvelerde yer alan krater gölleri, Ovacık düzlüğünde kaynayan gözeler ve kanyonlar ile vadi boyunca dökülen şelaleler parkın doğal değerlerini zenginleştirmektedir. Milli parkın her köşesinden eşsiz doğal görünüm ve tüm yabanıl yaşam kolaylıkla izlenebilmektedir. Bu özellikleriyle Munzur Vadisi, gerek rekreasyonel etkinlikler, gerekse doğa araştırmaları için turizme yönelik çok önemli potansiyel taşımaktadır.
Bitki örtüsü bakımından çok zengin olan Munzur Vadisi Milli Parkı florasında, 1518 çeşitli bitki kayıtlı olup, bunlardan 43 çeşidi Munzur Dağlarına, 227 çeşidi Türkiye'ye endemik türlerden oluşmaktadır. Munzur Dağlarından başka hiçbir yerde bulunmayan endemik bitkiler arasında Çan Çiçeği, Erzincan Kirazı, Bindebirdelik Otu, Munzur Kekliği, Munzur Düğün Çiçeği, Dağ Çayı, Munzur Dağı Oltu Otu ve Menekşe sayılabilir. Ovacık ilçesiyle Munzur gözelerinden 1.5 km. aşağıda Munzur Suyunun iki yanında bölgenin karakteristik ağacı olan huş meşceresi bulunmaktadır. Ülkemizde ender bulunan ağaç türlerinden olan huş, bu bölgede su kenarında güzel gövde yapmakta ve bölgenin florasına önemli bir katkı sağlamaktadır. Milli Parkta hâkim ağaç türü meşe ve çeşitli türleridir. Tepeler ve yamaçlarda kayalık olmayan yerler meşe ormanları ile kaplıdır. Vadi tabanında ve su boylarında karışık olarak karaağaç, akağaç, kızılağaç, dişbudak, çınar, asma, huş, ceviz, yabani fındık, kavak, söğüt ve çalı türlerinden oluşan zengin bir bitki örtüsü bulunmaktadır. Alt flora, meşelerin koru niteliğinde olduğu yerlerde zengin durumdadır. Dağların sarp ve dik yamaçları tamamen çıplaktır.
Munzur Vadisi Milli Parkında doğal çevre yaban hayvanları için elverişli bir ortam sunmaktadır. Çengel boynuzlu keçi ve bezuvar isimli iki tür dağ keçisi ile av kuşlarından ur kekliği gibi yaban hayvanları bu yöreye özgü ilginç ve nadir türlerdir. Munzur Vadisi ve çevresi av hayvanları bakımından oldukça zengin sayılır. Milli Parkta kurt, tilki, sansar, ayı, vaşak, su samuru, porsuk, sincap, tavşan, yaban domuzu ve yaban keçisi bulunmaktadır. Mağaralarda ve kaya kovuklarında yaşayan boz ayı, Munzur yaban hayatının önemli büyük memelilerinden biridir. Bölgenin diğer büyük memelileri orman içerisindeki kayalıklarda yaşayan vaşak, yaban domuzu ve kurt'tur. Kuş türleri bakımından da oldukça zengin olan Milli Parkta yırtıcı kuşlardan kartal, akbaba, doğan,şahin,atmaca,kerkenez,delice,çaylak nadir türlerden ise kaya kartalı bulunmaktadır. Gece yırtıcılarından puhu, baykuş ve yarasa yaygın türlerdendir. Milli Parkta bulunan diğer kuş türleri arasında keklik, çil keklik, toy, mezgeldek, turna, bıldırcın, çulluk, üveyik, tahtalı ve kaya güvercinleri, bazı ördek türleri ve ender olarak da kaz bulunmaktadır. Munzur Suyu Vadisinde çeşitli av hayvanları için bir koruma ve üretme alanı vardır.
Munzur Suyu, Mercan Deresi ve çevresindeki akarsularda yaşayan bol miktarda alabalık, yöre için önemli bir ekonomik değer oluşturmaktadır. Munzur Gözelerinden başlayarak 80 Km.'lik bir su alanına yayılmış olan alabalık, Tunceli ekonomisi için olduğu kadar, ülkemiz için de çok önemli bir doğal servettir.
Bölgede sert karasal iklim hüküm sürdüğünden, milli parktan faydalanmak için en uygun zaman Haziran ve Eylül arasındaki dönemlerdir. Milli Park alanındaki doğal veriler, kamp kurma, piknik yapma, sportif balıkçılık ve doğa yürüyüşleri gibi günübirlik etkinliklerin yanı sıra çeşitli su ve doğa sporları (rafting, dağcılık v.b.) için de çok elverişli potansiyele sahiptir.
|
|
09-05-2007 13:39 |
|
|
 |
|
 |
|
|

Resim Hakkında Bilgiler: Tunceli'nin, Çemişgezek ilçesinin güneyinde yer alan Keban Baraj Gölü altında kalan Pulur (Sakyol) Höyüğünde 1968-1970 yılları arasında yapılan arkeolojik araştırmalar sonucunda elde edilen bulgular, yöreye Kalkolitik Çağda (M.Ö. 5500-3500) yerleşildiğini göstermektedir. Pulur'da bulunan Höyükte yapılan kazılarda kale görünümünde evlere, ocaklara, dibeklere, çeşitli öğütme araçlarına, çeşitli hayvan resimlerine, tunçtan yapılmış iğne ve kazma gibi çeşitli madeni eşyalara rastlanmıştır
İşuva (Hurri-Mitanni) adıyla anılan bölgede yazılı tarih M.Ö. 2200'lerde Subarrularla başlamaktadır. M.Ö. 2200'lerde bölge, Hurrilerin eline geçmiştir. İşuva adı ilk kez III. Tuthalya döneminde, Hitit kaynaklarında geçmektedir. Anadolu'da büyük bir devlet kuran Hititler İ.Ö. 1375-1335 yıllarında Tunceli'ye kadar gelmişlerdir. Mazgirt ilçesinde bulunan kalede yapılan araştırmalarda rastlanan çivi yazılı belgelere göre Hitit Devleti yıkıldıktan sonra bölgeye, M.Ö. 12. yüzyılda Urartuların egemen olduğunu gösteren bulgulara rastlanmıştır. Muşki adıyla tanımlanan kavmin yerleşim alanı olan yöre, M.Ö. 7. yüzyılda sırasıyla Medlerin ve Perslerin egemenliği altında kalmış ve daha sonra bölge, İskender tarafından fethedilerek Makedonyalıların egemenliği altına girmiştir. Makedonya Devleti yıkıldıktan sonra ise M.Ö. 17 yılında Romalıların Egemenliğine giren yörede kısa bir süre Partlar, etkinlik sağlamışlarsa da M.S. 2. yy.'da Romalılar, Partların etkinliğini kırarak bölgeyi Kappadokia Eyaleti'ne bağlamışlardır. Bir süre el değiştirerek Kappadokialar ve Selevkoslar tarafından yönetilen, Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasından sonra ise Doğu Roma İmparatorluğu sınırları içerisinde kalan yöre, M.S. 7.yy.'da \"Roma Mezopotamyası\" adıyla Tehema'da (İl) yer almıştır. Yöre zaman zaman el değiştirerek Bizanslılar ve Sasaniler tarafından yönetilmiştir.
M.S. 639'da Halife Ömer döneminde Anadolu'ya yapılan akınlar sonucunda yöre Arapların eline geçmiş, ancak Araplar ve Bizanslılar arasında uzun süre devam eden mücadeleler sonucunda yöre, M.S. 972 yılında tekrar Bizanslıların hakimiyeti altına girmiştir.
1071 Malazgirt Savaşından sonra Anadolu'da Türklerin egemenliğinin hızla yayıldığı dönemde bölge 1087 yılında yöre kesin olarak Türklerin egemenliği altına girmiştir. 1228 yılında Anadolu'ya tamamen hakim olan Anadolu Selçukluları 1243 yılında yapılan \"Kösedağ Savaşı\"na kadar yöreyi hakimiyetleri altında bulundurmuşlardır. Ancak bu savaşta Selçuklular yenilince bölge Moğolların denetimi altına girmiştir. Daha sonraları bu yöre önce Mengüceklerin, sonra da uzun süre Akkoyunluların egemenliği altında kalmıştır. Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar Akkoyunluların yönetimi altında bulunan Tunceli, 1473 yılında yapılan \"Otlukbeli Savaşı\"ndan sonra Osmanlı yönetimi altına girmiştir. Kısa bir süre Safevilerin yönetimi altına giren yöre, 1514 yılında yapılan \"Çaldıran Savaşı\"ndan sonra tekrar Osmanlı yönetimi altına girmiştir.
Yöre, Osmanlı yönetiminde 1847 yılında, Hozat merkez olmak üzere \"Dersim Livası\" adıyla sancak yapılarak Erzurum'a bağlanmıştır. 1879 yılında da Farsça 'Gümüş Kapı' anlamına gelen \"Dersim\" adıyla ayrı bir il olan Tunceli, 1886 yılında Mutasarrıflığa indirilmiş 1892 yılında tekrar sancak yapılarak Mamurat-ül Aziz (Elazığ) iline bağlanmıştır.
Bugün Tunceli iline bağlı ilçe olan Hozat, Cumhuriyet öncesinde mutasarrıflık iken Cumhuriyetin ilanı ile \"Dersim Vilayeti\" haline getirilmiştir. 25 Aralık 1935 tarih ve 2885 sayılı Kanunla geçici merkezi Elazığ ili olmak üzere, Erzincan'ın Pülümür, Elazığ'ın Nazımiye, Hozat, Mazgirt,Pertek,Ovacık ve Çemişgezek ilçeleri bağlanarak Tunceli Vilayeti teşkil edilmiştir. 30 Aralık 1946 tarih ve 4993 sayılı Kanuna göre İl merkezi halen bugünkü merkezi durumunda olan Kalan Kasabası'na nakledilmiştir. Daha önce \"Kalan\" olan İlin ismi Mustafa Kemal ATATÜRK, tarafından \"Tunceli\" olarak değiştirilmiş olup, tunç gibi sağlam insanların yaşadığı yöre anlamına gelmektedir
| | |
|