ATİLLA TAŞ RESMİ FAN CLUB
ATİLLA TAŞ RESMİ FAN CLUB » Kültür - Sanat » Benim Memleketim » Erzİncan » [|]
| | |
(2): [1] 2
Erzİncan LANG_GLOBAL_THREAD_RATINGLANG_GLOBAL_THREAD_RATINGLANG_GLOBAL_THREAD_RATINGLANG_GLOBAL_THREAD_RATINGLANG_GLOBAL_THREAD_RATING
« | »
GamzeSel LANG_THREAD_FEMALE
Admin Gril


images/avatars/avatar-1456.jpg

06-20-2007
3,385
Location: İstanbul - Ankara

: 
LANG_MEMBERS_RATING_RATINGS

40 [?]
1,803,979
2,111,327

LANG_MEMBERS_USERLEVEL_NEEDEXP

Erzİncan       

http://www.erzincan.gov.tr/

http://www.erzincan.bel.tr/



Erzincan’ın İlkçağ tarihi hakkında esaslı bilgiye henüz sahip değiliz. Ne varki tarihçiler ikinci bin yıl da, bu yörede, hurrilerin yaşadığını, ikinci bin yılın ilk yarısı başlarında da Hayaslılarla Azziler’in hüküm sürdüğünü kaydetmektedir.

Anadolu’da M.Ö. 1050- 1180 tarihleri arasında Hattuşaş’ı merkez yaparak büyük bir imparatorluk kuran Hitit’ler yakın doğuyu egemenlikleri altına almışlardır. Şüphesiz ki Erzincan’da Hititler’in yönetimi altında idi. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yapılan kazılarda Hititlere ait çeşitli eserler ortaya çıkarılmıştır. Erzincan ve yöresinde Hititler’e ait bir yerleşim merkezine rastlanmamışsa da, bu yörenin Hitit egemenliği altında kaldığından da hiç şüphe yoktur.

Doğu Anadolu’da kurulan ilkçağ devletlerinden biri de Urartular’dır. M.Ö.900 yıllarında kurulan bu devlet Van’ı (Tuspa) başkent yapmış, sınırlarını Hazar Denizinden Malatya‘ya, kuzeyde Erzurum-Erzincan’dan güneyde Halep-Musul’a kadar genişletmiştir.

Erzincan yakınlarında Altıntepe’de Prof Dr. Tahsin ÖZGÜÇ tarafından yapılan kazıda (1953) Urartular’a ait bir çok eser çıkarılmış, bu yörenin Urartu egemenliği altında kaldığı kanıtlanmıştır.

Çeşitli saldırılara maruz kalan Urartu şehirleri, teker teker tahrip edilirken Medler’in Anadolu’yu istilası sırasında M.Ö. 600 yıllarında tamamen ortadan kaldırılmıştır. Erzincan ve yöresi, Urartular’ı yenerek Anadolu’yu istilaya başlayan Med’lerin (M.Ö. 612) eline geçti. Med Krallığı’nın Kyaksar döneminde Lidyalılar’la yapılan savaşlar, muhtemelen Erzincan ve civarında cereyan etmiştir. Bu yöreler M.Ö.550 tarihlerinde Persler’in eline geçmiştir.

Hititler’in Anadolu’yu istila ettikleri sırada, İran yaylasını da Persler ele geçirdiler. Persler’in yükselişi daha çok Ciroz (550-530), Kampis (530-520) dönemlerine raslar. Bu dönemde Erzincan ve çevresinde Persler’in eline geçer. Persler’den sonra Anadolu Makendonyalılar’ın eline geçmiştir.

Roma ordusu M.Ö.70 tarihinde Doğu Anadolu’yu ele geçirmeye başlıyarak Elazığ yöresindeki Safen (Harput) Kralığı’nı yıktıktan sonra, Tigran Ordusunu da yenilgiye uğratmıştır. Bu sırada (M.Ö. 6Cool Pontuslular da Erzincan yörelerinde Roma üstünlüğüne son vermişlerdir. İran ile Bizans arasında sürekli savaşlara sahne olan Erzincan ve yöresi, en son Bizans imparatoru Heraklius tarafından 629 tarihinde yenilgiye uğratılan İran’dan geri alındı.

Halife Hz. Osman (644-656) zamanında Habib bin Mesleme 35/655 senesinde Erzincan ve yöresini ele geçirerek, bu bölgeyi tamamen Müslümanların yönetimine kattı. Erzincan ve yöresi Abbasiler döneminde de çeşitli saldırılara maruz kaldı. Halife Mütevekkil Alallah (847-861) döneminde Malatya Valisi Ömer bin Abdullah, Arapgir, Eğin, Kemah, Erzincan ve Trabzon kentlerini Bizanslılar’dan geri aldı. (859) Böylece Erzincan tekrar Arapların hakimiyetine geçti.

Türklerin Anadolu’ya akınlar yaptığını daha önce belirtmiştik. Fakat, Türklerin Anadolu’yu vatan edinmeleri genel kanaate göre Malazgirt (1071) zaferinden sonradır. Malazgirt zaferi kazanılınca Alparslan, Karasu ve Çatlı nehirleri vadilerinin fethine Mengücek Ahmet Gazi’yi görevlendirmiştir.

Alparslan’ın komutanlarından olan Mengücek Ahmet Gazi, Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar yörelerini hakimiyeti altına aldı. Kemah’ı merkez yaptı. Ahmet Gazi’nin ölümü üzerine (1114) yerine oğlu İshak Bey geçti. Bu beyliği uzun süre yöneten İshak Bey ölünce (1124) yerine Melih Mahmut geçti. İshak Beyin oğulları onu tanımayınca, Mengücek devleti parçalandı. Kemah Melih Mahmut’a Erzincan Davut Şah’a, Divriği’de Süleyman Şah’a düştü. Davut şah’ın öldürülmesi üzerine (1151) Erzincan’a 13 yıl Süleyman Şah’a sahip olmuş; Davut Şah’ın oğlu Fahrettin Behram Şah (1165) yılında babasının tahtında oturunca, Mengücek Beyliği tekrar güçlenmiştir. Fahrettin Behram Şah, Kılıçarslan’ın damadı olması da göz önünde bulundurulursa, Mengücek Selçuklu münasebeti daha iyi anlaşılır.

Behram Şah zamanında, Erzincan çok ilerlemiş, ticaret ve sanayi gelişmiştir. Zelzeleler sebebi ile o dönem ait eserler maalesef günümüze ulaşmamıştır. Behram Şah 1225 tarihinde Erzincan’da ölmüş, aşağı Urla (Ula) köyünde defnedilmiştir.

Behram Şah ölünce yerine oğlu Davut Şah geçti. 1228 tarihinde Selçuklu sultanı Alaaddin Keykubat Erzincan ve Kemah’ı işgal ederek Mengücek Beyliğine son verdi. Alaaddin Keykubat ile Celalettin Harzem Şah arasında Erzincan yakınlarında, Yassı-Çemen denilen yerde 1230 tarihinde savaş oldu ve Celalettin Harzem Şah yenildi. Alaattin Keykubat’ın ölümü (1237) üzerine, yerine oğlu II. Gıyasettin Keyhüsrev geçti. Onun zamanında devlet Moğolların istilasına uğradı. 1240 tarihinde Erzurum’u işgal eden Moğollar Erzincan’ı geçerek 1243 tarihinde Kösedağ savaşında Anadolu Selçuklu Devletini hezimete uğrattı. Böylece Erzincan ve yöresi İlhanlıların eline geçti. İlhanlılar yöreyi beylerle (Vali) yönettiler. Timur-Taş Bey Mısır’a kaçarken yerine Alaaddin Eretna’yi bıraktı.

Timur-Taş’ın Mısır’a sığınmasından sonra valiliğe gelen Alaaddin Eretna ilhanlı hükümdarı Ebu Sait Bahadır Han’ın ölümü (1335) üzerine İlhanlılarla olan bağını keserek görünüşte Celayırlı Hükümdarı Büyük Şeyh Hasan Han’a bağlı kalarak bağımsızlığını ilan etti.

Bir ara Çoban Oğulları Hükümdarı Küçük Şeyh Hasan, Erzincan ve yöresi kendi beyliğine kattıysa da 1338’de Memluk Sultan Nasreddin Muhammed’in yardımı ile Erzincan ve yöresi Küçük Şeyh Hasan’dan kurtuldu. Erzincan bu beylik döneminde de el değişmiştir. Alaaddin Eratna 1352’de öldükten sonra yerine oğlu Gıyasettin Mehmet getirildi. Çıkan anlaşmazlıklar sonunda Erzincan bağımsız olarak, Burak Bey’e bırakıldı. Sırası ile Ahi Ayna Bey (öl. 1362), Pir Hüseyin (öl. 1379), Mutahhareten Bey yönetimi ele aldı. Mutahhareten döneminde, Kadı Burhanettin Erzincan’a ve yöresine birkaç kez saldırı düzenledi. Bu saldırılar Akkoyunlu Hükümdarı Kutlu Bey’in yardımı ile atlatıldı.

Bu dönemde Erzincan üzerinde Akkoyunlular’ın etkisini görmekteyiz.

Erzincan Emiri Mutahhareten’in Timur’a bağlanması Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt’ı kızdırmıştı. Beyazıt da Erzincan’ı muhasara etti.(1401) Fakat çok geçmeden Ankara Savaşı patlak verince, yöre tekrar Timur’un eline geçti.(1402)

Yörede Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar Osmanlılar etkili olamadılar. 1419’da 1. Mehmet zamanında Karakoyunlu Beyi Kara Yusuf Erzincan’ı zapt etti Pir Ömer’i vali tayin etti.

1455’de de, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Erzincan’ı aldı. Kaleyi yeniden onardı. Yöre Fatih ile Uzun Hasan arasında çıkan Otlukbeli savaşına kadar (11 Ağustos 1473) Akkoyunların elinden kaldı.

Bu savaştan sonra Osmanlıların denetimine geçti.

1502 tarihinde Safevi tahtına gecen Şah İsmail Erzincan’ı karargah yapmıştı. Anadolu’yu eline geçirmek isteyen Safeviler’e Yavuz Sultan Selim 23 Ağustos 1514’te Çaldıran Savaşıy’la dur deyince, Erzincan tekrar Osmanlılar’ın yönetimine geçti.

Kanuni Sultan Süleyman 1534‘te Tebriz Seferi, 1540’da İran Seferi sırasında Erzincan’a uğramıştır.

Birinci dünya savaşından 11 Temmuz 1916 tarihinde Ruslar tarafından şehir işgal edilmiş, bunu fırsat bilen ayrılıkçı Ermeniler’de silahlı birlikler oluşturarak faaliyete geçmişlerdir. 18 Aralık 1917 de Sovyet hükümeti ile yapılan Erzincan Mütarekesi ile 11 Ocak 1918 de rus askerleri bölgeden çekilmiş ancak, ermeni çeteleribir çok kanlı olaya neden olmuştur. Kazım Kara Bekir komutasındaki askeri birlikler 13 Şubat 1918 de Erzincan’ı 22 Şubat 1918 de Tercan’ı ermeni silahlı güçlerinden kurtarmışlardır. Kurtuluş savaşında ve hareketli geçen Cumhuriyetin ilk yıllarında Erzincan halkı Büyük Atatürk’ün yanında olmuştur.

Kentin adının “Eriza” veya “Aziriz” kelimelerinden geldiği, ilk önce “Erziricin” daha sonrada bugün ifade edildiği şekilde “Erzincan” a dönüştüğü rivayet edilmektedir.

1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ili olan Erzincan, 1939’da şiddetli depreme maruz kalmış, şehir harabeye dönmüştür. Şehirde taş taş üstünde kalmamış, onbinlerce insan hayatını kaybetmiştir. Depremden sonra demiryolundan yukarı yeni bir şehir inşaatına başlanarak bugünkü Erzincan şehri meydana getirilmişti





 
GamzeSel :
ATİLLA TAŞ RESMİ FAN CLUB www.atillatas.org GENÇLİK BAŞIMDA DUMAN www.video-klip.biz www.turkceklip.biz www.turkceklip.info www.melihgorgun.com
09-04-2007 21:48 LANG_MEMBERS_USEROFFLINE LANG_MEMBERS_SENDEMAIL LANG_MEMBERS_HOMEPAGE LANG_MEMBERS_SEARCH LANG_MEMBERS_BUDDY LANG_MEMBERS_AIM LANG_MEMBERS_YIM LANG_MEMBERS_MSN

GamzeSel LANG_THREAD_FEMALE
Admin Gril


images/avatars/avatar-1456.jpg

06-20-2007
3,385
Location: İstanbul - Ankara

: 
LANG_MEMBERS_RATING_RATINGS

40 [?]
1,803,979
2,111,327

LANG_MEMBERS_USERLEVEL_NEEDEXP

LANG_THREAD_THREADSTARTER_ALT
      






Erzincan ili toplam karayolu uzunluğu 853 km’dir. Bunun 274 km’si devlet, 579 km’si ise il yoludur. Devlet yollarının tamamı kaplamadır. 579 km. il yolunun 131 km’si stabilizedir

İlimiz doğu batı istikametinde uluslararası karayoluyla Erzurum ve Sivas illerine, kuzeyde standart karayolu ile karadenize bağlantılıdır. Güneyde ise Pülümür-Tunceli üzerinden güney illerimize bağlantılıdır.

E-80 devlet karayolu acil eylem planı kapsamında yapılacak bölünmüş yollar listesinde yer aldığından 2003 yılında bölünmüş yol çalışmalarına fiilen başlanılmıştır. Erzincan-Üzümlü-Tanyeli arasındaki 30 km’lik güzergah bölünmüş yola dönüştürülmüştür. Kelkit ayrımından Refahiye istikametine doğru bölümmüş yol yapım çalışmaları devam etmektedir. 2008 yılına kadar Kızıldağ-Altköy-Refahiye-Erzincan güzergahının tamamının bölünmüş yola dönüştürülmesi hedeflenmektedir. Yatırım programında yer alan Erzincan Çevre Yolu ve (Erzincan-Pülümür)ayr. 12 bölge hududu yollarının yapımı ihaleli olarak verilen ödenekler doğrultusunda sürdürülmektedir.

Erzincan ili kaza kara noktalarının iyileştirilmesi kapsamında Kızıldağ-Altköy-Refahiye-Erzincan güzergahının muhtelif kesimlerinde iyileştirme çalışmaları devam etmektedir.

Kemah-İliç-Divriği projesi tamamlandığında ilimiz için doğu batı istikametinde özellikle kış aylarında Sakal tutan ve Kızıldağ geçitleriyle kazalara sebep olan E-80 karayoluna alternatif bir hat oluşturacaktır. Mevcut yolun trafik yükünü azaltacaktır. Ayrıca ilimizin güneyinde kalan İliç ve Kemaliye ilçelerinde ulaşımında büyük kolaylık sağlayacaktır.

Stabilize olan il yolları; Kemah–Doğanbeyli-Refahiye yolu, Kuruçay - Gümüşakar yolu, Erzincan-Başköy-Çayırlı yolu ve Bozoğlak yoludur. Erzincan ili karayolları çalışmaları Sivas ili 16.Bölge Müdürlüğü, Elazığ 8.Bölge Müdürlüğü ve Erzurum 12.Bölge Müdürlüğünce yürütülmektedir. Bu ilin özellikle il yollarındaki sathi kaplama oranı bölgenin diğer illerine oranla daha düşüktür trafik değerleri yüksek olan yollar Erzurum-Erzincan, Erzincan-Sivas ve bölgeyi Refahiye üzerinden Karadeniz’e bağlayan yollardır.

İlde karayolu ulaşımını sağlayan yol ağlarının mevcut durumu ve özellikleri aşağıya çıkarılmıştır.

- Sivas-Erzincan İSN-Kemah-İliç İYA il yolunun şebeke uzunluğu 24 km. olup tamamı sathi kaplamadır. Yolun trafik yoğunluğu 25 adet/gün’dür. Yolun tamamı 1. sınıf il yoludur.

- Sivas-Erzincan İl Sn. -Kelkit DYA Devlet yolunun şebeke uzunluğu 70 km’dir. Bunun 21 km’si beton asfalt 49 km’si ise sathi kaplamadır. Yolun trafik yoğunluğu 2000 yılı verilerine göre 2330 adet/gün’dür. 2. sınıf devlet yolu olan yolun platform genişliği 10-11 m’dir.

- Kelkit DYA-Kiğı İYA Devlet yolunun şebeke uzunluğu 74 km’dir. Bunun 48 km’si beton asfalt 26 km’si sathi kaplamadır. Yolun trafik yoğunluğu 2000 yılı verilerine göre 2773 adet /gün’dür. Yolun 48 km’si 2. sınıf 26 km’si 3. sınıf devlet yoludur. Platform genişliği 48 km’lik bölümde 11 m, 26 km’lik bölümde ise 9-10 m’dir.

- Kiğı İYA-Erzincan-Erzurum İSN Devlet yolunun şebeke uzunluğu 56 km’dir. Yolun tamamı sathi kaplamadır. Yolun trafik yoğunluğu 2000 yılı verilerine göre 2773 adet/gün’dür. Yolun tamamı 2. sınıf devlet yolu olup, platform genişliği 10 m’dir.

- Erzincan-Kelkit Devlet yolunun şebeke uzunluğu 60 km olup tamamı sathi kaplamadır. Yolun trafik yoğunluğu 2000 yılı verilerine göre 335 adet/gün’dür. Yolun tamamı 2. sınıf devlet yolu olup, platform genişliği 11 m’dir.

- Erzincan DYA-Gümüşhane İSN İl yolunun şebeke uzunluğu 39 km’dir. Bunun 2 km’si beton asfalt, 2 km’si sathi kaplama ve 35 km’si stabilize’dir. Trafik yoğunluğu yaz aylarında 20 adet/gündür. Yolun 16 km’lik bölümü 1. sınıf, 23 km’lik bölümü ise 3. sınıf İl yoludur. Yolun platform genişliği 5-8 m’dir.

- Erzincan DYA –Gümüşhane İSN İl yolunun şebeke uzunluğu 70 km’dir. Bunun 49 km’si sathi kaplama, 21 km’si stabilize’dir. Yolun trafik yoğunluğu 200 adet/gün’dür. Yolun 42 km’lik bölümü 3. sınıf 28 km’lik bölümü ise 2. sınıf il yoludur.

- Çayırlı-Tercan İYA-Otlukbeli İl yolunun şebeke uzunluğu 32 km. olup tamamı sathi kaplamadır. Yolun trafik yoğunluğu 75 adet/gün’dür. Yolun tamamı 3. sınıf il yoludur.

- Erzincan-Kemah İYA-Çağlayan İl yolunun şebeke uzunluğu 26 km. olup tamamı sathi kaplamadır. Yolun trafik yoğunluğu 300 adet/gündür. Yolun tamamı 3. sınıf il yoludur.

- Erzincan DYA-Kemah il yolunun şebeke uzunluğu 51 km’dir. Bunun 1 km’si beton asfalt 50 km’si ise sathi kaplamadır. Yolun trafik yoğunluğu 200 adet/gün olup yolun tamamı 2. sınıf il yoludur.

- Kuruçay-İliç İYA-Kemah-Refahiye İYA İl yolunun şebeke uzunluğu 56 km. olup tamamı sathi kaplamadır. Yolun trafik yoğunluğu 100 adet/gün’dür. Yolun tamamı 1. sınıf il yoludur.

- İliç-Kemaliye il yolunun şebeke uzunluğu 41 km. olup tamamı stabilizedir. Yolun trafik yoğunluğu 100 adet/gün’dür. Yolun tamamı 3. sınıf il yoludur.

- Erzincan-Suşehri DYA-Kemah İYA İl yolunun şebeke uzunluğu 59 km’dir. Bunun 12 km’si sathi kaplama, 47 km’si ise stabilizedir. Yolun trafik yoğunluğu 100 adet/gün olup yolun tamamı 3. sınıf il yoludur.

- Refahiye-Kemah İYA-İliç İYA İl yolunun şebeke uzunluğu 76 km’dir. Bunun 60km’si sathi kaplama, 16 km’si ise stabilizedir. Yolun trafik yoğunluğu 150 adet/gün’dür. Yolun 24 km’lik kesimi 1. sınıf , 52 km’lik kesimi ise 3. sınıf il yoludur.



Köy Yolları

Erzincan ili genelinde 2.991 km. 1. derece öncelikli, 620 km. 2. derece öncelikli olmak üzere toplam 3.611 km. köy yolu ağı bulunmaktadır. 1. Derece öncelikli köy yolu ağının 476 km’si asfalt, 1.373 km’si stabilize, 998 km’ si tesviyeli yol, 144 km’si de ham yoldur. 2. derece öncelikli köy yolunun 25 km’si asfalt, 181 km’si stabilize, 414 km’si ise tesviyeli yoldur.

İlin 2000 yılı nüfus sayımına göre, 1. derece öncelikli köy yolu olarak tespit edilmiş olan 2991 km. köy yolundan 494 adet köyde yaşayan 105.128 kişi, 230 bağlı yerleşim yerinde yaşayan 6.760 kişi olmak üzere toplam 724 yerleşim biriminde 111.888 kişi köy yolundan faydalanmaktadır. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce 2000 yılında “Birinci Derece Öncelikli Köy Yolları Master Planı"”hazırlanmıştır. Bu plan uyarınca her köy ve bağlısının tek bir yolu 1. derece öncelikli köy yolu, var ise diğer yolları 2. derece öncelikli köy yolu olarak tespit edilmiştir. 1. derece öncelikli köy yolu tespitinde idari yapı , yolun geometrik standardı, topografik yapı, maliyet ve benzeri uygunluk koşulları dikkate alınmıştır.

Erzincan İlinde Merkez ve 9 İlçe dahilindeki 494 köy ve 230 bağlısında yaşayan 111.888 kişi toplam 3.611 km. lik köy yolundan faydalanmaktadır. 1. derece öncelikli köy yolu toplamı 2.991 km’dir. Kalan 620 km’lik köy yolu 2.derece öncelikli köy yolu olup, bağlantı yolu niteliğindedir.

Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce 2000 yılında “Köy Yolları Master Planı” hazırlanmıştır. Bu plan çerçevesinde öncelikle 1. derece öncelikli köy yollarının programlar dahilinde ve plan uyarınca tamamının asfalt yapılması hedeflenmektedir. Bu planda 192 km’lik köy yolunda tesviyeli yapımı, 1.281 km.lik köy yolunda yol onarımı, 1.281 km’lik köy yolunda stabilize kaplama ve bütün işler tamamlandıktan sonra toplam 2.598 km’lik köy yolunun asfalt kaplamasının yapılması planlanmaktadır

1.derece öncelikli köy yollarının yüzde 13,5’i asfalt, yüzde 44,5’i stabilize, yüzde 35’i tesviyeli yol, yüzde 7‘side ham yoldur. Görüldüğü üzere kırsal alana hizmet veren köy yollarının çok az bir bölümü asfalt kaplamalıdır . 1997 yılı nüfus sayımı verilerine göre 92.925 kişi kırsal alandaki köy ve mezralarda yaşamaktadır. Bu nüfusun yüzde 63.9’u (59.435 kişi) asfalt kaplamalı yoldan yani yol ağındaki yüzde 13.5’lik kesimden ulaşımlarını sağlamaktadır. Geri kalan nüfusun yüzde 23,7’si (22,018 kişi) stabilize kaplamalı yoldan yani yol ağındaki yüzde 44,5’lik kesimden ulaşımlarını sağlamaktadır. Nüfusun yüzde 11,7’si tesviyeli yoldan ulaşımlarını sağlamaktadırlar.

Köyde yaşayan nüfusun büyük bölümüne (yüzde 63,9) ulaşım hizmeti asfalt kaplamalı yol olarak götürülmüştür. Asfalt kaplamalı yol oranının yüzde 13,5 olması ve bu köylerin genellikle ovada veya az engebeli bölgelerde yer alması, nüfusun bu yerleşim yerlerinde yoğunlaşması daha düşük yol şebekesinden faydalanılmaktadır.

İlin kırsalındaki ulaşımın uzun mesafeli ve yüksek maliyetli oluşu, kırsaldaki köylünün gelir düzeyinin düşük olması, ulaşım hizmetlerinde ekonomik erişebilirliği ve hareketlilik talepleri düşük seviyede kalmaktadır. Asfalt Kaplamalı 1.derece öncelikli köy yollarının yüzde 41’i Merkez ilçede yer almaktadır. Diğer 8 ilçedeki köylerin asfalt kaplamalı yol oranları çok düşük seviyede kalmaktadır. Asfalt kaplamalı 1. derece köy yollarının ilçeler bazında dağılımı grafikte gösterilmiştir. Kırsal alandaki nüfusun yüzde 62,7’si Merkez İlçeye bağlı köylerde yaşamaktadırlar. Nüfusun geri kalan yüzde 37,3’üde diğer 8 ilçeye bağlı köylerde yaşamaktadırlar.

İl genelinde 2991 km 1. derece köy yolu olup; bu yol ağı 724 yerleşim biriminde yaşayan 111.888 kişiye hizmet vermektedir




 
GamzeSel :
ATİLLA TAŞ RESMİ FAN CLUB www.atillatas.org GENÇLİK BAŞIMDA DUMAN www.video-klip.biz www.turkceklip.biz www.turkceklip.info www.melihgorgun.com
09-04-2007 21:48 LANG_MEMBERS_USEROFFLINE LANG_MEMBERS_SENDEMAIL LANG_MEMBERS_HOMEPAGE LANG_MEMBERS_SEARCH LANG_MEMBERS_BUDDY LANG_MEMBERS_AIM LANG_MEMBERS_YIM LANG_MEMBERS_MSN

GamzeSel LANG_THREAD_FEMALE
Admin Gril


images/avatars/avatar-1456.jpg

06-20-2007
3,385
Location: İstanbul - Ankara

: 
LANG_MEMBERS_RATING_RATINGS

40 [?]
1,803,979
2,111,327

LANG_MEMBERS_USERLEVEL_NEEDEXP

LANG_THREAD_THREADSTARTER_ALT
      

Doğal Kaynaklar

İl, coğrafi yapısı itibariyle genel olarak kış sporları, su sporları ve doğal güzellikleri olan mesire alanları ile de turizm için çok yönlü özellikler taşımaktadır.

Erzincan kış turizmi için uygun iklim özelliklerine sahiptir. Dağ sporlarının yapılacağı 3.500 metre yüksekliğinde dağlar bulunmaktadır. Erzincan Baraj Gölü ve Tercan Baraj Gölünde su sporları yapılmaktadır. Karasu Nehrinde rafting, Küçük Çakırman Köyünde yamaç paraşütü, Esence Yedi Göllerde doğa yürüyüşü ve dağ bisikleti , kaya tırmanışı, kayak, dağ kampları, şelale buzul tırmanışı,cirit ve camel trophy diğer turizm aktivitelerini oluşturmaktadır.

İlin turizm potansiyelleri çeşitli turizm kullanımları açısından bakıldığında çeşitlilik göstermektedir. Doğal mesire alanları, Girlevik Şelalesi, Bayırbağ-Değirmen önü, Pahnik Çayı ve çevresi Karakaya-Çermik, Ekşisu, Beytahtı,Mecidiye, Tercan ve Erzincan Baraj Gölü çevresi, Kemah Soğuksular gibi mesire alanları doğal güzellikleri oluşturmaktadır.

Tarihi eserlerden Tercan Mama hatun Kervansarayı ve Türbesi, Kemah Kalesi ve Sultan Melik Türbesi, Altıntepe Urartu kalıntısı, Erzincan Kalesi, tarihi hamamlar önem taşımaktadır

Yaylalar

Dumanlı Yaylası, Refahiye ilçe merkezinin hemen üzerinden başlayıp , güneye doğru uzanan bir alan içerisindedir. Çam ormanlarıyla kaplıdır. Doğal güzelliği, temiz havası, bol soğuk su kaynakları, av hayvanları ve kamp imkanları ile yaz ve kış turizmine açıktır. Ayrıca; Esence Yedigöller, Ergan Dağı üzerinde Melenkoç Yaylası, Bayırbağ Çamlık ve Soğanlı Yaylaları bulunmaktadır. Her yıl Esence Dağı ve Yedigöllere dağ tırmanışı yapılmaktadır. Bayırbağ Tekçam yaylasına yürüyüş ve kamp, Yaylabaşı Ardıçlı gölü mevkiinde yürüyüş ve kaya tırmanışı ve tüm izcilik faaliyetleri yapılmaktadır.

Su Kaynakları

Erzincan ili su kaynakları bakımından son derece zengindir. Fırat’ın en önemli iki kolundan biri olan Karasu nehri, Erzincan arazisini diyagonal olarak Kuzey Doğudan Güney Batıya doğru keser ve kuzeydeki Keşiş dağları ile Güneyindeki Munzur Dağlarını bir çizgiyle birbirinden ayırır. İlin doğu ucundaki Tercan vadisinde, Keşiş dağlarından aşağıya akan Çayırlı çayı, Erzincan vadisinde Mercan, Kom, Pahnik, Sürperen ve Çardaklı çayları, Fırat’ın Karasu kolunu besleyen önemli çaylardır.

Erzincan’ da bulunan göller; Çayırlı ilçesi içinde bulunan Yedigöller Aygır gölü, Kemaliye ilçesindeki Kadı gölü ile Munzur gölü, Erzincan Baraj Gölü ve Tercan Baraj gölüdür. İlin su kaynakları, dağ zirveleri ve gölleri açısından bu denli zengin olması rafting su sporları, yamaç paraşütü ve kayak turizmini içine alan zengin bir kış ve dağ turizmi potansiyelinin oluşmasına neden olmaktadır.

Son yılların en çok ilgi gören alternatif doğa sporu olan rafting için değişken fakat her mevsim yeterli debisi ile ve farklı rapitleri ile Fırat nehri en uygun özellikleri taşımaktadır. Nisan ve mayıs aylarında Avrupanın en zor parkurlarından birini oluşturan Fırat, tamamen doğal ortamda tabiatla mücadele zevkini en yüksek düzeyde yaşamayı tercih edenler için eşsiz bir olanak sağlar. 6 ve 10 kişilik raftlar ve tüm emniyet ekipmanı deneyimli rehberler eşliğinde gerçekleştirilen turlar doğa tutkunlarının ilgisini çekmektedir.

Rafting ve kano parkuruna ulaşım kolay olup, Erzurum-Erzincan karayolu üzerindedir. Erzincan İl merkezine 40 km mesafede Fırat nehrinin bir kolu olan Karasu üzerinde, Sansa deresinde rafting sporu yapılmaktadır.

Erzincan havaalanına 10 dakikalık mesafede, Fırat nehri üzerindeki Erzincan Göyne Barajı, Mertekli Gölü ve Tercan Baraj Gölü, bu spor için amatör ve profesyonel standartlarda ideal durgun su ortamlarıdır. Bu sularda olta, ağ (serpme) balık avcılığı yapılmaktadır.

Fauna

Erzincan ili, av kaynakları ve av türü bakımından zengindir. İlin uygun iklim özellikleri ve doğal ortamları alabalık, yaban keçisi, ayı, domuz, porsuk, sansar, su samuru, tavşan, keklik, yaban ördeği gibi av hayvanlarının yaşamasını sağlamaktadır.

Kemah, Kemaliye ve Refahiye ilçelerinde dağ keçisi, porsuk, ayı, vaşak, yaban domuzu, yaban ördeği, ve çulluk; Keşiş ve Munzur sıradağları, Karadağ, Kemah ilçesinin Alp Bucağı, Tercan ve Kemaliye ilçesinin Karasu vadisi çevresinde dağ keçisi, karaca, ayı, porsuk, vaşak; ayrıca ilin her yöresinde de keklik ve tavşan avlanabilmektedir. Karasunun özellikle Kemah ilçesinden, Kemaliye ilçesine kadar olan kesiminde büyük balıklara rastlanmaktadır.

Mağaralar

Kemah ilçesinin Ayranpınar köyünde bulunan buz mağaraları, kışın sıcak, yazın soğuk olma özelliğini taşımakta ve soğuk hava deposu olarak kullanılmaktadır. Mağaranın içinde büyük buz kütleleri ve buzların oluşturduğu sarkıt ve dikitler bulunmaktadır. Buz mağaralarında, ilçe köylerin peynir, yağ gibi gıda maddeleri muhafaza edilmektedir.

Erzincan’da halk tarafından bilinen ve bilimsel kaynaklarda ismi geçen bir çok mağara vardır. Ancak bu irili ufaklı mağaralar hakkında bir araştırma yapılmamıştır. Halk tarafından bilinen birçok mağara hakkında hiçbir bilgi yoktur. Gerek halktan gerekse kaynaklardan ismen bilinen mağaralar; Tercan ilçesinde Üçpınar ve Çadırkaya Mağaraları, Çayırlı ilçesinde Verimli, Çilli göl, Saraycık ve Yazıkaya Mağaraları, Kemah ilçesinde Özdamar, Çamlı yayla, Buz, Boğaziçi, ve Yahşiler Mağaraları, Kemaliye ilçesinde Ala, Üvür, Aslanoba, Tosun, Meryem Ana, Kekikpınar, Deliktaş ve Çat Mağaraları, İliç ilçesinde Bostal ve Bozyayla mağaraları ile merkez ilçede Kılıçkaya mağarasıdır.

İl genelinde tespit edilen mağara 25 adettir. Ancak bu mağaralara ulaşım, dağlık bölgelerde bulunmaları nedeni ile oldukça zordur. Yukarıda adı geçen mağaralar içinde bulundukları köy adları ile bilinmektedir. Bu mağaraların gerekli tespit ve inceleme çalışmaları yapılıp, turizm açısından potansiyel olabilecekler değerlendirilmelidir.

Refahiye ilçesinin Altköy mevkiinde bulunan mağaraya taş merdivenlerle çıkılmaktadır. Mağaranın içinde kesilmiş taşlardan oturma bankları vardır. Mağaranın içinde bulunan izlerin Köroğlunun atının izleri olduğu söylenmektedir.




 
GamzeSel :
ATİLLA TAŞ RESMİ FAN CLUB www.atillatas.org GENÇLİK BAŞIMDA DUMAN www.video-klip.biz www.turkceklip.biz www.turkceklip.info www.melihgorgun.com
09-04-2007 21:49 LANG_MEMBERS_USEROFFLINE LANG_MEMBERS_SENDEMAIL LANG_MEMBERS_HOMEPAGE LANG_MEMBERS_SEARCH LANG_MEMBERS_BUDDY LANG_MEMBERS_AIM LANG_MEMBERS_YIM LANG_MEMBERS_MSN

GamzeSel LANG_THREAD_FEMALE
Admin Gril


images/avatars/avatar-1456.jpg

06-20-2007
3,385
Location: İstanbul - Ankara

: 
LANG_MEMBERS_RATING_RATINGS

40 [?]
1,803,979
2,111,327

LANG_MEMBERS_USERLEVEL_NEEDEXP

LANG_THREAD_THREADSTARTER_ALT
      


Girlevik Şelalesi; Erzincan ilinin güneydoğusunda, merkeze yaklaşık 30 km. uzaklıkta bulunan Çağlayan mevkiindedir. Şelale, Çağlayan Beldesine 3 km. uzaklıkta Girlevik köyündedir. Şelale Erzincan’ın en güzel yerlerinden biridir. Doğal güzellikleri, bitki örtüsü, suyu, dinlenme açısından önemli bir mesire yeridir. Şelalenin suyu, Kalecik Köyüne 1 km. uzaklıkta sarp kayalar içinden ve 9 ayrı yerden kaynar, yeşillik bir dere yatağını takip ederek şelaleye ulaşır. Şelalenin yüksekliği 30-40 m. civarında ve 3 kademeli ve yöreye özgü taştan oluşmaktadır. Şelalenin çevresi ağaçlıktır, özellikle yaz aylarında mesire yeri olarak büyük ilgi görmektedir. Kışın şelale suyun donmasıyla oluşan sarkıtlardan buzul tırmanışı, yazın soğuk sularında serinleme imkanı vardır.




Otlukbeli Gölü; Otlukbeli ilçe merkezine yaklaşık 5 km. uzaklıkta ve ilçenin kuzeybatısında yer almaktadır. Göl, 150-160 m uzunluğunda, 30-50 m. genişliğinde olup yüzölçümü yaklaşık 6.500 m² civarında küçük bir göldür. Deniz seviyesinden 1855m yükseklikte ve derinliği 15-18 m.’dir. Otlukbeli Gölünün oluşumu bir doğal setleşme sonucudur. Oluşumu açısından yurdumuzda ve belki de yeryüzünde benzerine az rastlanıldığı göz önüne alındığında Otlukbeli Gölünü bir ”Doğal Anıt” olarak nitelendirmek mümkündür. Otlukbeli Gölünün oluşumunu sağlayan set , faylar boyunca yüzeye çıkan maden sularının biriktirdiği bir settir. Set üzerine çıkan su maden suyu niteliğindedir. Yöre halkı şifalı olduğuna inanmaktadır. Göl suları içerisine maden suyu karışmakla beraber dere tarafından beslendiği için tatlıdır.




 
GamzeSel :
ATİLLA TAŞ RESMİ FAN CLUB www.atillatas.org GENÇLİK BAŞIMDA DUMAN www.video-klip.biz www.turkceklip.biz www.turkceklip.info www.melihgorgun.com
09-04-2007 21:49 LANG_MEMBERS_USEROFFLINE LANG_MEMBERS_SENDEMAIL LANG_MEMBERS_HOMEPAGE LANG_MEMBERS_SEARCH LANG_MEMBERS_BUDDY LANG_MEMBERS_AIM LANG_MEMBERS_YIM LANG_MEMBERS_MSN

GamzeSel LANG_THREAD_FEMALE
Admin Gril


images/avatars/avatar-1456.jpg

06-20-2007
3,385
Location: İstanbul - Ankara

: 
LANG_MEMBERS_RATING_RATINGS

40 [?]
1,803,979
2,111,327

LANG_MEMBERS_USERLEVEL_NEEDEXP

LANG_THREAD_THREADSTARTER_ALT
      

YEMEKLERİMİZ
TANDIR

Ağız Çapı: 55 cm, taban çapı: 80 cm, Yüksekliği: 100 cm, olan kesik koniyi andıran bir silindir diyebiliriz, Alt tabakda 20 X 20 ebadında küçük bir delik vardır. Buraya KÜVLE denir. Özel Seramik (Tandır Toprağı) ten yapılır. Kuruduktan sonra ev damına veya, ayvana yer seviyesinde gömülür. Gömülme yeri eşilirken, KÜVLE, deliği için o çapta bir kalas tandır ağzından 1 m. mesafelik yere kadar konur, Tandır gömülürken bu kalasın etrafı çökmeyecek tarzda doldurulur. Bilahare, bu kalas çekilip alınır, Tandır yanarken havayı buradan alır. Odunların iyi tutuşması için tandır eğişi ile karıştırılır. Zaman zaman küvle bir bez veya kadınların elbiselerinin etekleri yardımıyla havalandırılır. Tandır yapımı özel bir sanat gerektirmez. Ancak çamurunun çok iyi hasıl edilmesi gerekir, Çamur tam kıvamında olmazsa ,çabuk bozulur. Önce özel yerlerden toprağı getirilir. İyice elenir. İçerisine keçi kılı katılarak çamur yapılır. Bu çamur bir gün bekletilir. Ertesi gün tekrar yoğrulur. Tandırın alt kenar çemberi yere çizilir. Çamur, 7 -8 cm kalınlığında ve çapı dolanacak kalınlıkta silindir şekline getirilir. Çizilen çizgi üzerine düzgün bir şekilde yerleştirilir. Bu silindirler yeniden yapıldıkça ilk halka üzerine konur. Ölçülerin formda olması için ağız çapı ile taban çapı bir sopa ile daima kontrol edilir. Her çamur silindir diğerinin üzerine konuldukça araları kendi çamuru ile hem içten hem de dıştan doldurulur. Zaman zaman kurumaya bırakılır, tekrar örtülür. Hepsi birden örülmeye kalkılırsa tandır yamuklaşır hatta çöker. En son olarak GÖG denilen ağız kısmı yapılır. 7- 8 cm. dışa taşkın bir hal alır. Zamanla kırılmamasını ve üzerine konulacak malzemeleri taşıması için yapılmıştır. Böylece tandır tamamlanmış olur. Ancak daha tam kurumadan belli bir kıvamda LÖĞÜN yapılır. löğün tandırın içinden yapılır. Bir kişi tandırın içine girer, eline bir taş alır, usulüne göre tandıra sürerek onu tesviye eder. Tandır, bu tesviye anında bir nevi parlaklık da kazanır. Löğün ne Kadar hassas yapılırsa, tandır o kadar iyi ekmek, kete, gılik , oğlik peksimet vb. pişirir. Löğün iyi olmazsa bilhassa kete- peksimet , pek iyi pişmez, Hatta tandıra ilk vurulurken tutmaz.

Löğün işi, bittikten sonra gömülecek yeri eşilir. Buraya ta toprak seviyesinde gömülür. Yakmak için yapılacak iş hesaba katılır, HAMUR TANDIRI ve GÜN TANDIRI diye isimlendirilir. Hamur tandırında kalın ve kuvvetli odun, gün tandırında ise banyo için, su ısıtmak, bir takım yemekleri pişirmek maksadıyla daha az enerji ve kalorisi olan yakacaklar yakılır. TANDIR yanarken üzerine HATIRCEK Denilen artı (+) veya çarpı (X) işareti şeklini alabilen bir demir konur. Kapkacak bunun üzerine yerleştirilir. Tandır yanarken yemekler burada pişer, Tam pişmemiş olanlar da egişlerle tandıra (dibine kalan ateş üzerine) bir sac ayağı yerleştirildikten sonra buraya konur ve burada pişer ki, bu genelde Fasulye, Keşkek, Gendime Pilavı, Gendime Çorbası, Paça diğer et yemekleri, ayrıca Su Böreği, Baklava, Sarığı, burma, Lokma vs. Hamur işleri dışında tandırda güveç de pişirilir.

Ekmeklerimiz tandırda pişirilir. Günlük ekmeği, Lavaş, Değirmi Ekmek, El Ekmeği, Gılik, Loğlik diye isimlendirebiliriz. Bunlardan gılik ve loğlik çabuk bayatladığı için az yapılır. En fazla iki günlük olur. Fakat lavaş ve değirmi ekmekler 10-15 hatta 20 günlük yapılır. Bayatladığı zaman sofra bezinin arasına suçilenerek üst üste konur. Sonra üst üste kapatılır. 20-25 dakika bekledikten sonra taze pişmiş gibi yumuşacık olarak yenir. Bunlar dışında özel olarak sabah kahvaltılarında yenmek üzere, kete ve peksimet yapılır. Tabi bunlarda tandırda pişirilir.

EKMEK YAPIMI

Ocak üzerine el kazanı ile ısınması için su konur. Hamur teknesi, un, ekşi hamur (Maya olarak kullanılır), Maşrapa, Tekne Egişi, ince elek, Sofra bezi hazırlanır. Sofra bezinin üzerine hamur teknesi konur. Un ince elekle tekne içerisine elenir. Elenen un teknenin bir tarafına yığılır. Kalın boş kısımda yeterince tuz, ve ekşi hamur iyice eritilir. Sonra elenen un yoğrulmaya başlanır. Yoğurma işleminde ve ekşi hamur iyice eritilir. Sonra elenen un yoğrulmaya başlanır. Yoğurma işlemine hamur tam kıvamına gelene kadar devam edilir. Daha sonra tekne egişi ile dirsekten itibaren hamur olan ellerle teknenin etrafı kazınır. Üzeri kapatılarak ekşimeye (Mayalanmaya) bırakılır. Mayalanmaya yüz tutar tutmaz tandır, kalorisi bol olan odunlarla yakılarak iyice tav aldırılır. Tandır yanmakta iken Dastar (Hamur Topakları Örtüsü) açılır. Hamur Küntlenmeğe başlanır. (Küntlemek: Topak Yapmak). Bütün hamur küntlendikten sonra üzerleri örtülür. Tandırda ki odunlar yandıktan sonra Parduç bezi ile tandırın isleri silinir. O zamana kadar artık küntler kırkır'a (açılacak kıvama)gelmiştir. Tandır başına sofra bezi, hamur tahtası, merdane, rapata ve egiş getirilir. Ayrıca bir tabakla da su konur. Tandırda tutmayan ekmeklerin arkasına elle sürülür. İyi yapışmasını sağlar. Ekmeği açacak kişi bir tepsi ile küntleri yanına alır. Tahta üzerine biraz un serptikten sonra, küntü kor merdane ile açarak yufka haline getirir. Ekmeği pişiren kişi ise, rapata ile (ellerinin üzerinde iyice açıp, incelttiği yufkayı rapatanın üzerine serer.) birlikte tandıra yapıştırır. Ekmek yapışınca rapatayı geri alır. Yoğrulan hamur bitene kadar bu işlem devam eder. Oval şeklinde yapılan ekmeğe lavaş, yuvarlak şekilde yapılan ekmeğe ise değirmi ekmek denir. Bunun bir sayısı yoktu. Pişirici, yorulunca ekmeği çok çarpmasın diye değirmi ekmek yapar. Gılik, loğlik ve el ekmeği için özel bir hamur yoktur.

Hamur pişirici hamur topağını eli ile hafif bastırır. Gerek eliyle gerekse rapatayla tandıra vurursa buna GILİK denir. (İçine ceviz veya bir parça tereyağı konur) hamur bir şey katmadan oval bir şekilde tandıra vurursak buna loğlik, topağı iyice yassıltarak vurursa buna da el ekmeği denir. (Loğlik arasına ceviz de konur)

BÜRYAN YAPIMI

Koyun kesilip temizlendikten sonra , dört ayağı birbirine geçirilir. Biraz soğuduktan sonra bir kaç yerinden delinir. Üzerine yoğurt sürülür. Bacaklara bir demir geçirilerek tandıra asılır. Tandıra bir el kazanı veya büyük bir tencerede bulgur pilavı konur. Akan,yağlar bu pilava aksın diye boynu ayrıca kırılır. Tandıra asıldıktan sonra tandırın ağzı bir saçla kapatılıp, tandırın etrafı, küvlesi ve sacın etrafı çamurla sıvanır. Sac üzerine ayrıca aynı çamurdan bir kilo kadar topak konur. Bu topak kuruyunca büryanın yemeğe hazır olduğu anlaşılır, Fazla pişerse kurur yenmez. Az pişerse lezzeti olmaz. İsteyen pilavla, isteyen yalnız etinden yer.

KEŞKEK YAPIMI

Gendimeden yapılır. Kemiksiz et olması tercih edilir. Hele üç dört adet keklik olursa bunun keşkeğine Doyum olmaz. Bir etli pilav için her şey hazırlanır. Den olarak gendime konur. Çok fazla pişirilir. (Tandırda yapılması daha iyi olur) Etler kemiksiz olduğu için iyice ezilmiştir. Tam ezilen denler yeniden bir kaşık arkasıyla Çarpıla çarpıla macun haline getirilir. Sıcak yenecekse üzerine tereyağı dökülür. Soğuk olarak yenmesi tercih edilir. Bunun için bir tepsiye boşaltılır. Soğumaya bırakılır. Bir gün de bekletilir. Ertesi gün hafif ateşte ısıtılır. Tepside ters çevrilir. Çok az daha ısıtılır. Tandır ekmeği, soğan eşliğinde yenir.

EKMEK ISLATMASI

Ekmek bir tepsiye doğranır. Üzerine salça ile kavurma, bol kuru soğan, yumurta kırılarak pişirilen karışım dökülür. Servis yapılır.

KELECOS

Fetir (Maya' sız) saç ekmeği yapılır. Bir tepsiye doğranır. Üzerine kavurma, salça, soğan (Soharıç) konulduktan sonra bolca kurut ezilip dökülür. (Kurut: Çökeleğin kurutulmuşudur ) Ayrıca bolca ceviz içi dökülür.

YUMURTA BORANI

Tandır ekmeği doğranır. Üzerine haşlanmış yumurta ile yoğurt dökülerek servis yapılır.

DÜĞÜN YEMEKLERİ

İki türlü yemek verilir.

1-Babukko, yanında yarma çorbası, hoşaf

2-Ufak Yemek: Bamya, yaprak dolması, üzüm kasefesi, hoşaf, pilav, börek, sarığıburma, baklava, zerde, kuzu dolması, kaburga dır.

Babukko verilince ufak yemek verilmez. Yemek protokolü: Önce çorba, sonra da babukko ile hoşaf birlikte verilir.

Bir Aylık, veya 15 günlük kavurma yapılırsa buna Zifir denir.

HAŞIL

Sütlü haşıl, pekmezli haşıl, ballı haşıl ve yağlı haşıl olmak üzere dörde ayrılır.

Sütlü Haşıl

Aş yarmasının ufağından bir miktar alınır, biraz piştikten sonra üzerine un ilave edilerek biraz daha karıştırılarak pişirilir. Marmelat haline geldiğinde, biraz soğutularak üzerine süt dökülür ve servis yapılır.

Ballı Pekmezliği ve Yağlı Haşıllar

Kaynayan suya un katılır. Marmelat haline gelinceye kadar pişirilir. Ocaktan alınır. Soğumaya bırakılır, soğuduktan sonra tabaklara konur. İsteyen bal, isteyen pekmez, isteyen de yağ dökerek yer.

KAYGANA

Üç dört tane yumurta, yarım kilo süt ve un marmelat kıvamında yoğrulur. Tavada yağ kızdırılır. Ocaktan geri alınır. Yapılan hamurdan kaşıkla alınarak tavaya konur ve daire şeklinde dağıtılır. Tekrar ocağa konur. İyice kızarıncaya kadar pişirilir. Servis yapılır.

BİŞİ

Genellikle hamur (Ekmek Yapımı) günlerinde pişirilir. Ekmek için hazırlanmış künt (topak) lar dan bir kaç tane alınır. Un ile biraz yassıltılarak tava içinde kızdırılmış yağda iyice kızarıncaya kadar pişirilir.

MAKARNA

Çorba hamuru gibi çok koyu hamur yapılır. Bunlar tabaklara ayrılarak tahta üzerinde oklava ile açılır. Açılan yufkalar üst üste konularak, 5 cm genişliğinde parçalara ayrılır. Sonra yeniden üst üste konularak 3 -4 mm genişliğinde doğranır. Kaynayan suda iyice haşlandıktan sonra iliştir (Kevgir) den süzülür. Bir tepsiye konur. Kaşığın sapı ile alt üst edilir. Biraz soğuduktan sonra, isteyen üzerine salçalı kıyma, pul biber, isteyen de dağlanmış yağ ve peynir dökerek yer.

ERİŞTE

Günlük ve kışlık olarak yapılır. Kışlık yapılan su ve un yoğrulur. Fazlaca yapıldığından yoğrulması zor olur. Bunun için, hamur testlere konur. Üzerine beyaz bir örtü serilir. Ayaklarla çiğnenerek, kıvama getirilir. Daha sonra yumurtadan büyük parçalara ayrılarak oklava ile açılır. 2 -3 mm. kalınlığında kesilir. Kurutulmaya bırakılır. Kuruduktan sonra tenekelerde saklanır. Günlük yapılırsa az olduğundan elle yoğrulur. Aynı işlemlerden sonra kaynayan suda haşlanır. Kevgirden süzülerek tepsiye konur ve tereyağı ile yağlanarak servis yapılır. Kışlık erişte de aynı şekilde pişirilir.

EL BÖREĞİ

Hamuru süt, yumurta ve yağ ile yoğrulur. Ceviz büyüklüğünde topaklara ayrılır. Oklava ile açılır. Arasına peynir ve maydanoz karışımı konursa peynirli el böreği, kıyma konursa kıymalı el böreği denir. Bilahare bunlar tereyağında kızartılarak servis yapılır.

ÇÖKELİKLİ

Su, tuz ve un yoğrulur. Yumurtadan büyük topaklara ayrılır. Oklavayla açılır. Arasına bolca çökelik konur. Sonra sac üzerinde pişirilir, Tereyağı ile yağlandıktan sonra servis yapılır .

LÜLE BAKLAVA

Bir bardak süt, bir bardak 'da tereyağı ile un yoğrulur. Kulak memesi yumuşaklığında olan hamur yarım saat dinlendirilir. Yumurtanın sarısı kadar yuvarlaklara ayrılır. Çok ince olarak oklava yardımı ile açılır. Açılan yufka kalın bir oklavaya sarılır. Sarıldıktan sonra her iki baştan ortada toplanacak şekilde büzülür. Sonra tepsiye dizilir. Üzerine kızgın yağ döküldükten sonra her iki baştan ortada toplanacak şekilde büzülür. Sonra tepsiye dizilir. Üzerine kızgın yağ döküldükten sonra fırına konur. Çok az pembeleşince fırından alınır. Üzerine pudra şekeri serpilir.

LOKUM

250 GR. yağ elde sıvı hale gelinceye kadar yoğrulur, Bir yumurta, bir yemek kaşığı yoğurt, bir yemek kaşığı limon suyu unla kulak, memesi yumuşaklığında yoğrulur. Bu hamur tepsiye konur. Fırına verilir. Piştikten sonra üzerine pudra şekeri serpilir.

HELVA

Yarım kilo tereyağı yeteri kadar unla karıştırılır bir kapta yoğrulur. Kızarıncaya kadar kavrulduktan sonra bir bardak sütte şeker ezilir. Helva tencerenin bir kenarına alınır. Hazırlanan sütlü şeker tavanın boş kenarına dökülür. Kaynamaya başlayınca ateş söndürülür. Bu defa her ikisi karıştırılıp dinlenmeye bırakılır. Daha sonra tabaklara konur.

MANTI

Un normal tuz ve su ile katı olarak yoğrulur. Kabarana kadar yoğurmaya devam edilir. İki yumurta büyüklüğünde yumaklara ayrılır. Oklava yardımı ile normal şekilde açılır. Kare şeklinde parçalara ayrılır. Aralarına hazırlanmış olan malzeme (Kıyma, maydanoz, soğan, kırmızı ve karabiber) kare yufkaların içine konur. Dört ucu bir araya getirilerek bağlanır. Kaynayan suda haşlanır. Kevgirden süzüldükten sonra tabaklara alınır. Sarımsaklı yoğurt ile servis yapılır.

HAMUR BORANI

Mantı hamurudur. Yufkalar açıldıktan sonra üst üste konur. 5 cm. genişliğinde parçalara ayrılır. Bu parçalar gene toplu olarak üçgen şeklinde kesilir. Kaynayan suda haşlanır. Kevgirden süzüldükten sonra tabaklara alınır. Sarımsaklı yoğurt ile servis yapılır. Üzerine yağ dökülür.

ŞİRİN

Su, tuz ve un birlikte yoğrulur. Yumurta büyüklüğünde topaklara ayrılır. Hamur mayasız olur ki buna fetir denir. Yufkalar açılır. Sac üzerinde pişirilir. Kalın bir örtü içerisinde bekletilir. Daha sonra yufkalar iki parmak genişliğinde katlanır. Birer parmak genişliğinde bıçakla kesilerek tepsiye dizilir. Üzerine bal ve yağ dökülürse “Ballı Şirin”, sarımsaklı yoğurt dökülürse buna da “Yoğurtlu Şirin” denir.

BABUKKO

Su, tuz ve un karıştırılarak yoğrulur. Ancak hamur çok koyu olması gerekir ki bunu yoğurmaya kadınların pek gücü yetmediği için erkekler tarafından yoğrulur. Yoğurma kıvama gelinceye kadar devam eder. Buna hasıl ekmek denir. Tam hasıl olduktan sonra 3-4 kiloluk topaklara ayrılır. Bunlar gene erkekler tarafından tandıra vurulur. Bazen de özel ocak yapılarak ocağa gömülür. Piştikten sonra normal sıcaklıkta soğumaya bırakılır. Kabuk kısmı bıçakla çıkarılır. İç kısmı başka bir tepsiye konur. Biraz daha soğuduktan sonra üç-beş kişi bu içi ufalamaya başlar. Bu iç tam et bulguru inceliğinde ufalanır. Yeniden bir tepsiye konur. Üzerine kurut (Çökelik Kurusu) ezilerek dökülür. Tam ortasına bir çukur açılır. Buraya oldukça bol tereyağı dökülür. Aynı kaptan yenir. Bazen de kabuk tencere şeklinde içi boşaltılır. İç buna dökülür. Sonra kurut ve tereyağı dökülerek yenir. Eski düğünlerin en gözde yemeğidir. Bunun yanında Yarma çorbası. sonra da babukko ile armut hoşafı birlikte verilir.

SİGARA BÖREĞİ

Un, yağ, yumurta, sütle yoğrulur. Yumurta kadar topaklara ayrılır. Oklava ile açıldıktan sonra yufkalar üçe bölünür. Aralarına kıyma konulursa kıymalı, peynir konulursa peynirli, patates konulursa patatesli sigara böreği denir. Bunlar yağda kızartılır.

LOKMA VE TULUMBA TATLILARI

Bunların her ikisinin de hamuru aynı olur. Hamur kaşıkla alınıp tavaya konursa lokma tatlısı, bir makinadan konulursa buna da tulumba tatlısı denir. Bundan başka bohça tatlısı da yapılır ki bununda hamuru aynıdır. Yağ, süt, yumurta ile un yoğrulur. Dinlendikten sonra tavada kızartılır. Üzerlerine kestirilmiş şeker dökülür. Ancak bohça tatlısı ceviz kadar alınarak açılan yufka karelere bölünür. 10 cm kadar olan karelerin içine ceviz konularak köşelerinde bohça gibi kıvrılır. Kızartıldıktan sonra üzerine kestirilmiş şeker dökülür.

KESME ÇORBA (Un Çorbası)

Tuz ve su ile un koyuca yoğrulur. Çokça yoğrularak kıvama getirilir. Bıçakla kesilerek topak yapılır. Bunlar oklava ile normal kalınlıkta açılır. Yufkalar un yardımı ile üst üste konur. Bunlar 5 cm genişliğinde parçalara ayrıldıktan sonra, erişte gibi fakat daha genişçe doğranır. Tencerede soharıç yapılır. (Kavurma, soğan, salça, kızarıncaya kadar kavrulur). Yarım tencere su konur, yeterince tuz atılır. Su kaynayınca kesilen hamur suda tam pişene kadar kaynatılır. Kaynarken maydanoz doğranır. Ocaktan alınır. 5- 1O dakika bekletildikten sonra nane ilave edilir. Daha sonra dövülmüş iç sarımsak konur. Bunu müteakip ayran katılıp karıştırılır. Servis yapılır.

KUZU DOLMASI

Pilavlık pirinç hazırlanır. Pirinç içine biraz kuş üzümü ve fıstık konur. Pilavda kullanılan diğer salça, tuz, biber karabiber gibi malzemeler karıştırılıp kuzunun içine doldurulur. Kuzunun karın zarlarından dikilir. Bir el kazanında haşlandıktan sonra tandırda kızartılır.

ZERDE

Önce nohudun haşlanarak kabuğu alınır. Bildiğimiz pilavın malzemesine katılır. Birlikte pişirilir. Üzerine üzüm kasefesi dökülür. servis yapılır.

KABURGA

Kuş üzümlü etli pilav (yalnız pirinçten yapılır) pişirilir. İçerisine fıstık ve nohut (kabuğu alınarak) konur.

EKŞİLİ

Bir nevi bulgur çorbası olup, içerisine ekşi sebze ve meyvelerden katılarak pişirilir. (Karamuk yaprağı, aluça (erik), kara erik kurusu (tamas kurusu)). Genellikle her hamur günü mutlaka pişirilir. Taze ekmekle çok daha lezzetli olduğu için o gün yapılması tercih edilir. Önce ekmek bir tepsiye doğranır. Üzerine pişirilen bu ekşili yemeği dökülür. Servis yapılır.

KAPAMA

Bildiğimiz (bulgur) pilav malzemesi hazırlanır. İçerisine yeşil fasulye kurusu konursa lövlez kapama, taze kabak (kışlık kabak) katılırsa kabak kapaması denir. Üzerine mutlaka tereyağı ekilir.

BAMYA

Önce temizlenir. Suda haşlanır. Suyu süzülür. Hazırlanmış et ve et suyuna konur. Tavada eritilmiş tereyağıyla salça katılır. Biber, süs biberi, limon veya limon tuzu katılır. Piştikten sonra servis yapılır. Yeşil fasulye türlü patates yemeklerinin önce soharıç yapılır. Sonra etle pişirilir. Diğer yemeklerimize önce soharıç yapılır. Bunlar bulgur, pirinç karıştırılarak pişirilir.

KETE VE PEKSİMET YAPIMI

Bunun (Ketenin) hamuru özel olarak hazırlanır. Ayrıca un ve tereyağının yoğrulmasından birde iç hazırlanır. Ketenin hamuru süt ve yağ ile yoğrulur. Kabarması için biraz karbonat katılır. Hamur fazla yoğrulmaz. Üzeri güzelce örtülür. Mayalanınca gene hamur tahtası ve sofra bezi getirilir. Oklava hazır bulundurulur. Hamur topak halinde kesilir. Tahta üzerinde biraz yoğrulduktan sonra oklava yardımıyla unlanarak incecik bir yufka halinde açılır. Acılan hamur ikiye katlanır. Arasına hazırlanan içten konur. Bu da iki üç kat tekrar katlandıktan sonra rulo haline getirilir. Üzerine yumurta sürülerek tandıra vurulur.

BÖREK YAPIMI

Bir kepçe yoğurt, 4 adet yumurta, yarım kepçeden az su hazırlanır. Bu malzeme un ile karıştırılır. Hamur kabarana kadar yoğrulmaya devam edilir. Yumurtadan küçük topaklara ayrılır. Yarım saat dinlendikten sonra, sofra tahtası üzerinde oklava ile çok ince açılır. Pişirilecek tepsi önceden yağlanır. Bu yağın üzerine açılan yufkalarda bir tane tam olarak konur. Diğer yufkalar kaynayan suda haşlanır. Ancak haşlanan yufkalar önceden ikiye bölünür. Haşlanan bu yarım yufkalar kevgirle alınır. Suyu süzüldükten sonra tepsiye konur. Yiyecek kişi sayısına göre yufkalar 8 -10 -12 adet olur. Yufkalar tam yarı olunca arasına peynir, maydanoz ve tekrar yağ konur. Bunun üzerine haşlanmamış tam yufka konur. Yufkaların diğer yarıları da haşlanıp tepsiye dizildikten sonra yağlanarak pişirilir.

BAKLAVA YAPIMI

Bir bardak su, bir bardaktan biraz az yağ, iki limon suyu ve çok az da tuz hazırlanır. Un ile karıştırılır. Yarım saat dinlendikten sonra fındık büyüklüğünde topaklar yapılır. Hamuru fazla yorulmaz fındık büyüklüğünde ki topakların beş tanesi tekrar bir topak haline getirilir. Yufkaların mümkün olduğu kadar ince açılması gerekir. Hazırlanan yufkalar tepsiye serilir. Topak sayısı yarı olunca ortasına bol ceviz ekilir. Kalan yufkalar tekrar tepsiye serilir. Henüz pişmeden eşkenar dörtgen şeklinde kesilir. Hafif yağlanarak pişmeye bırakılır. Pembeleşmeye başlayınca fırından alınıp yarım kilo kadar tereyağı dumanı çıkacak kadar dağlandıktan sonra tepsinin üzerine dökülür. Tekrar fırına konur ve 5 dakika sonra alınır.

SARIĞIBURMA YAPIMI

Bir yumurta, bir bardak su, yarım bardak tereyağı ile yoğrulur. Kulak memesi yumuşaklığında yoğrulan hamur yarım saat dinlendirilir. Dinlenen hamurdan yumurta büyüklüğünde topaklar yapılır. Sonra çok ince olarak açılır. Yufka arasına bolca ceviz konur. Sarık şeklinde bükülerek tepsiye konur. Fırına koymadan evvel kızgın yağ dökülür. Sonra fırına konur. Fırından alınır. Soğumaya bırakılır. Tam soğuduktan sonra üzerine kestirilmiş şeker tatlısı dökülür.

BUĞDAY KAVUDU

1 Teneke kadar buğday önce Sac içinde kavrulur. Bu halde iken kavurga olarak kullanılır. Buna bazen süt de katılır. Buna da sütlü kavurga denir. Kavurga taze taze yenir. Kavrulmuş buğday değirmene götürülür. Un yapılır. Bez torbalarda saklanır. Kışın veya diğeri zamanlarda çeşit olsun diye yenecek kadar bir tepsiye konur. Biraz süt pişirilir. Sütle yoğrulur. Oldukça koyu olarak yoğurmaya dikkat edilir. Topak topak yapılarak taze taze yenir.

NOHUT KAVUDU

Nohut kavrulduktan sonra buğday gibi aynı işlemlere tutulur.

ARMUT KAVUDU

Dağ armudu (ahlat) kesilerek kurutulur. Değirmende un yapılır. Süt ile topak yapılarak yenir.

PEYNİR MAYASI

Davar siirdeni, gendime, bağa yaprağı ve maya otu bir kapta kaynatılır. Küçük bir küpte bekletilir. Bir hafta veya on gün sonra peynir mayası oluşur. İyice süzülür. Şişe veya küpte saklanır. Mayalanan süt bir saat sonra peynire dönüşür. İnce bez torbalar dökülür. Üzerine bir ağırlık konularak süzülmeye bırakılır. Tam suyu çıktıktan sonra dilimlenip, tuzlanarak tenekelere veya küplere konur. Buna Salamura Peynir denir. Peynir, çökelik ve biraz da yağ katılarak iyice yoğrulur. Biraz bekledikten sonra derilere hava almayacak şekilde basılır. Buna da Tulum Peyniri denir. Peynir henüz süzeklere alınmadan özel kokulu ve lezzetli peynir otu katılır. Sonra süzülmeye bırakılır. Buna da Otlu Peynir denir. Peynir süzülmeden devamlı elle karıştırılıp, kelep haline getirilir. Buna da Civil Peynir denir.




 
GamzeSel :
ATİLLA TAŞ RESMİ FAN CLUB www.atillatas.org GENÇLİK BAŞIMDA DUMAN www.video-klip.biz www.turkceklip.biz www.turkceklip.info www.melihgorgun.com
09-04-2007 21:49 LANG_MEMBERS_USEROFFLINE LANG_MEMBERS_SENDEMAIL LANG_MEMBERS_HOMEPAGE LANG_MEMBERS_SEARCH LANG_MEMBERS_BUDDY LANG_MEMBERS_AIM LANG_MEMBERS_YIM LANG_MEMBERS_MSN

GamzeSel LANG_THREAD_FEMALE
Admin Gril


images/avatars/avatar-1456.jpg

06-20-2007
3,385
Location: İstanbul - Ankara

: 
LANG_MEMBERS_RATING_RATINGS

40 [?]
1,803,979
2,111,327

LANG_MEMBERS_USERLEVEL_NEEDEXP

LANG_THREAD_THREADSTARTER_ALT
      



Evlenme çağına gelen genç erkeklerin anaları, kız aramaya başlar. İstenilecek kız belirlendiğinde, anası ile yakınlarından bir kaçı kızı görmeye gider. Kızı beğenirlerse, ertesi gün yeniden giderek kızı isterler. Kızı vereceklerse söz kesimi yapılır ve alınacaklar kararlaştırılır. Kız evinde yapılan nişanda yüzükler takılır.

Köylerimizde düğün yapma adeti canlı olarak devam etmektedir. Düğünden birkaç gün önce kız ve oğlan tarafının ileri gelenleri bir araya gelerek, alışveriş yapmaya çıkılır. Buna düğün masrafı denir. Düğün masrafının tamamını oğlan tarafı karşılar.

Düğünden önce, oğlan evinden kız evine, "tohum davarı" adı verilen esya (yatak, yorgan, halı, sandık gibi) göndererek, kız evinde sergilenecek ceyiz ile birlikte sergilenir. Ayrıca kız ve bir miktar da kuru yemiş gönderilir.

Geleneksel düğün aşamalarından biri de gelin hamamıdır. Kız ve oğlan evinin yakınları hamama çağrılır.

Kına gecesinde erkekler ve kadınlar, ayrı ayrı yerlerde eğlenirler. Kına türküleri söyleyerek, eğlenilir.

Gelinin alınacağı günden birkaç gün önce, kız evinde ceyiz toplanarak değer biçilir.





 
GamzeSel :
ATİLLA TAŞ RESMİ FAN CLUB www.atillatas.org GENÇLİK BAŞIMDA DUMAN www.video-klip.biz www.turkceklip.biz www.turkceklip.info www.melihgorgun.com
09-04-2007 21:50 LANG_MEMBERS_USEROFFLINE LANG_MEMBERS_SENDEMAIL LANG_MEMBERS_HOMEPAGE LANG_MEMBERS_SEARCH LANG_MEMBERS_BUDDY LANG_MEMBERS_AIM LANG_MEMBERS_YIM LANG_MEMBERS_MSN

GamzeSel LANG_THREAD_FEMALE
Admin Gril


images/avatars/avatar-1456.jpg

06-20-2007
3,385
Location: İstanbul - Ankara

: 
LANG_MEMBERS_RATING_RATINGS

40 [?]
1,803,979
2,111,327

LANG_MEMBERS_USERLEVEL_NEEDEXP

LANG_THREAD_THREADSTARTER_ALT
      



Erzincan Halk Oyunlarının Türleri

Bar: Kahramanlık duygu ve düşüncelerini sergileyen oyunlardır. Barlarda kesinlikle mendil sallanır.

Çiftetelli : Müziğe göre ritmin, omuz-göbek-kalça ve kollara alınmasından doğan oyundur.

Kaşık Oyunları : Tamamen şenlik oyunlarıdır. Kaşıklar ritim için elde tutulur.

Horan: Halay mahiyetinde olup, ayakların kuvvetli olarak yere vurulmasından oluşmaktadır.

Halay : Çengi ve çiftetelli oyunlarının özelliklerini taşıyan bir bar çeşididir.

Tek Oyunlar: Herkesin serbest hareket ettiği bu oyuna, bölgemizde ŞIKIDIM havası da denilmektedir.

Biçimlere Göre Oyunlarımız

Üç ayak : Eğri dizi biçiminde olup, kertelli çökme ile sürdürülen açık oyundur.

Dörtayak : Eğri dizi biçiminde olup, kertelli çökme ile sürdürülen açık oyundur.

İkiayak: Eğri dizi biçimin de, dörtayak oyunun bir bölümü gibi devam eden oyundur.

Ağırbar: Eller belden bağlanıp, oyunun sonuna kadar çözulmez. Eğri dizi biçiminde oynanır. Çökme olmayıp, bütün maharet ayakların ritme göre hareketidir.

Koçeri: Eğri dizi biçimindedir. Başlangıçta eller belden bağlanır, oyun hızlandıktan sonra kol pazusundan bağlanır, Kapalı-açık oyundur. Açıldıktan sonra çok çabuklaşır.

Sıklama: Eğri dizi biçimindedir. Çift yönlü hareket bu oyunun özelliğidir. Geriye gidişlerde, yarım kerteli çökme vardır, daha sonra yarım sağ şeklinde bu geri hareketi devam eder. İleri gidişte ani çökme yapılır.

Sarhoş Barı: Eğri dizi biçimindedir. Kerteli çökme ile başlar. Bu çökme barbaşından poçikciye doğru yapılır. Poçikci yarım sağ yaparak, diğer oyunculara destek olur.

Timurağa: Ellerin bir bölümden sonra bırakılması ve topluca el çırpmalar oyunun ana özelliğidir.

Hoş bilezik: Kollar omuzdan bağlanır. Özelliği, oyunun dinlenme bölümüdür. Dinlenme anında oyun sürdürülürken, heykelleşme, oyunun kaidelerindendir. Bu oyunda da ani bir çökme vardır.

Dello: Çift yönlü oyunlarımızdandır. Ters yönde giderken Poçcikcideki baş, baştakide poçcik olur. Bu anda eller belden tutulur. Diğer yöne dönünce, her oyuncu ellerini kendi koyarak, bağımsız duruma geçilir.

Sarıkız: Sağa, sola yürümeler oyunun belli başlı özeliğidir.

Tamzara : Eğri dizi biçiminde sürdürülürken, ani çökmeler yapılır.

Çayırın Ten Yüzünde: Oyunun ana özelliği, ani çökmelerin bir müddet sürdürülmesidir.

Tavuk Barı: Eğri, kopuk ve halkalar biçiminde oynanır. Oyunun özelliği, kerteli çök­menin uzun süre sürdürülmesi ve halka biçimindeki çömelmelerde, oyuncularından birinin uzun hava söylemesidir.




 
GamzeSel :
ATİLLA TAŞ RESMİ FAN CLUB www.atillatas.org GENÇLİK BAŞIMDA DUMAN www.video-klip.biz www.turkceklip.biz www.turkceklip.info www.melihgorgun.com
09-04-2007 21:50 LANG_MEMBERS_USEROFFLINE LANG_MEMBERS_SENDEMAIL LANG_MEMBERS_HOMEPAGE LANG_MEMBERS_SEARCH LANG_MEMBERS_BUDDY LANG_MEMBERS_AIM LANG_MEMBERS_YIM LANG_MEMBERS_MSN

GamzeSel LANG_THREAD_FEMALE
Admin Gril


images/avatars/avatar-1456.jpg

06-20-2007
3,385
Location: İstanbul - Ankara

: 
LANG_MEMBERS_RATING_RATINGS

40 [?]
1,803,979
2,111,327

LANG_MEMBERS_USERLEVEL_NEEDEXP

LANG_THREAD_THREADSTARTER_ALT
      









 
GamzeSel :
ATİLLA TAŞ RESMİ FAN CLUB www.atillatas.org GENÇLİK BAŞIMDA DUMAN www.video-klip.biz www.turkceklip.biz www.turkceklip.info www.melihgorgun.com
09-04-2007 21:51 LANG_MEMBERS_USEROFFLINE LANG_MEMBERS_SENDEMAIL LANG_MEMBERS_HOMEPAGE LANG_MEMBERS_SEARCH LANG_MEMBERS_BUDDY LANG_MEMBERS_AIM LANG_MEMBERS_YIM LANG_MEMBERS_MSN

GamzeSel LANG_THREAD_FEMALE
Admin Gril


images/avatars/avatar-1456.jpg

06-20-2007
3,385
Location: İstanbul - Ankara

: 
LANG_MEMBERS_RATING_RATINGS

40 [?]
1,803,979
2,111,327

LANG_MEMBERS_USERLEVEL_NEEDEXP

LANG_THREAD_THREADSTARTER_ALT