Balıkesir, çok yönlü özelliklere sahip olması ve coğrafi konumu sebebiyle, tarih boyunca
bir çok kavimlerin yerleşim bölgesi olmuştur.Bölgede bilinen yerleşim zamanı, Yortan
kazılarında ortaya çıkan bilgilere göre, M.Ö. 3200 yıllarına, ilk tunç çağına uzanır.İvrindi
çevresinde bulunan yerleşim yeri paleolitik çağdaş kalmadır.Havran bölgesinde yapılan
araştırmalar, bilinmeyen en eski çağlara ışık tutmaktadır.Bu devirden sonra, Marmara ve
Ege sahillerine yerleşen pelasg kolonileri ise M.Ö. 2000'lere dayanır
Homeros destanlarında anlatılan Troya savaşlarında, Troyalıların yanında Mysialılarında bölgede yerleşmesiyle bölge Mizya (Mysiat) diye anılmaya başladı.Fakat Mizyalılar burada bağımsız devlet kuramamış ardından bölgeyi, ülkelerini kıyılara kadar genişleten Hitiler ele geçirmişlerdir.(M.Ö. 1660)
Mysia Bölgesi Hititlerden sonra sırasıyla Friglerin, Lidyalıların, İranlıların, Büyük İskender'in, Bergama krallığının ve Romalıların egemenliği altına girmiştir.Helenistik çağda yörede pekçok şehir devleti kurulmuştur.Bunlardan bazıları günümüzde de antik isimlerini korumaktadır.
Bir söylentiye göre de bu havalinin "Balı-Kesir" denmiştir.Balıkesir adının, bölgeyi zapteden İranlı Devlet adamlarından Balı-Kisra'nın adından geldiğini veya Polikayseros'dan bozma olduğunu söyleyenler de vardır.Bazı tarih ve coğrafya kitaplarında Balıkesir'in yerinde "Balak Hisar" veya "Balık Hisar" yazılır.Türklerin Orta Asya'nın bir hatırası olarak, burada kurulan şehre Balık Hisar (Hisar Şehri) demiş olmaları akla gelebilir.Fakat bunu ispat etmek mümkün değildir.
Balıkesir ilinin büyük bir kısmı Güney Marmara'da yer almakla birlikte, hem
Marmara hem de Ege Böl-gesi'nde toprakları bulunmaktadır. Doğuda Bursa,
Kütahya, güneyde İzmir, Manisa; batıda Ege Denizi, Çanakkale ve kuzeyde
Marmara Denizi ile çevrilidir. Yüzölçümü 14 292 km2 olup, kent merkezinin rakımı
139 metre'dir. İl arazisinin % 45'i (640 335 hektar) orman, % 8'i (112 292
hektar) mera, % 33'ü (471 165 hektar) tarım arazisidir. Sulanan arazi 83 582
hektardır.
Balıkesir İli, Anadolu Yarımadası'nın kuzeybatısında ve önemli bîr bölümü Marmara coğrafi bölgesinin, Güney Marmara bölümünün, Karesi yöresinde; diğer küçük bîr bölümü İse, Ege coğrafi bölgesindeki Asıl Ege bölümünün Kuzey Ege kesiminde yer alır. Ege Denizi'ndeki kıyıların uzunluğu 115.5 km (Ayvalık: 54 km, Gömeç: 17.5 km, Burhaniye: 12 km, Edremit: 32 km); Marmara denizindeki kıyı uzunluğu ise 175.25 km (Gönen: 8 km, Erdek: 34.75 km, Marmara: 72.5 km, Bandırma: 60 km) dir. İlin izdüşüm yüzölçümü 14456 km2, olup 39a 06 ' ve 40° 39' kuzey enlemleri ile, 26° 39' ve 28° 58' doğu boylamları arasında yer almaktadır. Balıkesir ili 18 ilçe ve merkeze bağlı 3 beldeden oluşmuştur. Bu ilçeler; Merkez ilçesi (1466 km2), Savaştepe (425 km2), Sındırgı (1.433 km2), Bigadiç (1.007 km2), Dursunbey (1.906 km2), Kepsut (894 km2), Susurluk (601 km2), Bandırma (599 km2), Erdek (260 km2), Manyas (589 km2), Balya (952 km2), İvrindi (751 km2), Havran (559 km2), Edremit (708km2), Burhaniye (426 km2), Gümeç, (181 km2) ile Ayvalık (266 km2), Marmara (117 km2) dır. Ayrıca Merkez İlçeye bağlı Kocaavşar, Pamukçu ve Şamlı beldeleri bulunmaktadır.
Marmara İlçesi sınırları içinde; Marmara, Türkeli (Avsa), Ekinlik ve Paşalimanı adaları;
Ayvalık İlçesi sınırları içinde de Alîbey (Cunda), Hasır, Küçük ve Büyük Maden adaları yer
alır. Ayrıca Ayvalık'taki Şeytan Sofrası ve Erdek ilçesi sınırlarındaki Kapıdağ Adası çiftli
tombolo ile karaya bağlanarak birer yarımadaya dönüşürken, Alibey ve Patrik adaları da
tombolo ile birleşerek bugün Alibey adası olarak anılan önemli bir doğa güzelliğidir.Balıkesir
İli genellikle tepelerin hakim olduğu bir alan niteliği taşımakla birlikte yer yer 1 800 metreyi
bulan dağların yer aldığı görülür. Örneğin ilin güneydoğusundaki Alaçam 1 652 m, Ulus l
769 m, batısındaki Kaz dağlarının il sınırları içinde kalan bölümündeki Karataş tepesi 1774
metredir. Ovaların başlıcaları ise Sındırgı, Bigadiç, Balıkesir, Manyas, Gönen ve Edremit
ovalarıdır. Bu ovaların denizden yükseklikleri 1 O - 220 m arasında olup, hepsi birer
çukurova niteliğindedir.
İlk olarak İngiliz araştırmacı Wiliam John Thoms tarafından 1846 yılında ortaya atılan
ve dilimizde halkıyat, halkbilgisi, hikmet-i avam, halkbilimi gibi çeşitli terimlerle karşılanmaya
çalışılan folklor, genel anlamda halkın geleneğe bağlı maddi ve manevi kültlrünü konu
almaktadır.Halkın gelenek, görenek, inanış, masal, efsane, atasözü, deyim gibi manevi ve
sözlü değerlerinin yanı sıra giyim, mutfak, halk sanatları, mimari, dans, müzik, oyun,
eğlence ve törenler folklorun ilgi alanı içerisine girmektedir.Ülkemizde Ziya Gökalp'in Halka
Doğru dergisinde 23 Temmuz 1913'te yayımladığı "Halk Medeniyeti I Başlangıç" başlıklı
yazısına kadar bilimsel anlamda bir folklor anlayışından bahsetmek zordur.Ancak tabii ki,
bütün edebiyat ve dil Yâdigârlarımızda folklorumuzun izlerine rastlamaktayız.Orhun
anıtları, Kutadgu Bilig, Divânü Lûgat!it-Türk, Dede Korkut Kitabı, Evliya Çelebi
Seyahatnâmesi ve daha pek çok eser Türk folkloru açısından çok önemli malzemeler
taşımaktadır.Ancak Türkiye'de folklorun bir bilim dalı olarak bilinmesi 1913'ten sonra Ziya
Gökalp, M.Fuad Köprülü, Rıza Tevfik gibi araştırmacılar sayesinde olmuştur.Folklor
derneklerinin ve dergilerinin kuruluşu, derleme gezilerinin başlaması ve daha sonra
üniversitelerimizin konuya el atışıyla bugüne gelinmiştir
Şehrimiz Balıkesir de bu faaliyetlerden lâyıkıyla nasibini almış ender illerimizden biridir.Çünkü folklor derlemeleri sırasında ilimiz ihmal edilmemiş, Balıkesir folkloru o günlerin şartları içerisinde önemli ölçüde derlenmiştir.1926'dan itibaren çıkmaya başlayan Türk Dili gazetesiyle 1929'da yayın hayatına atılan Gençleryolu dergilerinde folklorla ilgili derleme ve inceleme yazıları yayımlanmaktaydı.Gençleryolu dergisinin 1932'de kapanmasıyla ortaya çıkan boşluk, Şubat 1933'te yayına başlayan Kaynak dergisi tarafından doldurulmuştur.Kaynak dergisi tarafından doldurulmuştur.Kaynak, Balıkesir Halkevi tarafından 168 sayı olarak çıkarılmıştır.
EFSANELER : Halk anlatmaları arasında inandırıcılıkları, belirli bir şahıs ve mekâna bağlı
oluşları gibi özellikleriyle efsaneler önemli bir yer İşgal ederler. Farsça "Fesane"
kelimesinden gelen efsane kavramı, pek çok bilimsel eserde tanımlandığı gibi kısa, nesir ve
inandırıcı anlatmalardır. Dinî şahıslar, olaylar ve yerlerle ilgili olarak anlatılanlara "Menkabe"
dendiği de bilinmektedir. Ayrıca canlı ve cansız bazı varlıkların teşekkülünü izah eden, yer
adlarına açıklama getiren, taş kesilmeleri konu alan çeşitli efsaneler de halk arasında
heyecanla anlatılmaktadır. Ülkemizde efsanelerle ilgili olarak bilimsel ve metin neşri olmak
üzere pek çok eser yayımlanmıştır. Mehmet Önder, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Saim
Sakaoğlu, Ali Berat Alptekin gibi pek çok araştırıcı efsanelerle ilgili eserler vermiştir.
Balıkesirimizin efsaneleri ise ya halkımızın hafızasında unutulmaya yüz tutmuş, ya da bir
zamanlar çıkmış olan Kaynak gibi dergi ve gazetelerin tozlu sayfalarında kalmıştır. Bunlardan
birkaçını örneklemek en azından bir kadirbilirlik olacaktır.
Balıkesir ve çevresinde geçmişte söylenmiş, derlenip TRT repertuarına geçmiş veya halen söylenegelen pek çok türkü vardır. Kemal Özer'in 1948 yılında yayımladığı Balıkesir Yörük ve Çetmi Türküleri ile İsmail Hakkı Akay'ın Balıkesir Halkiyatı C. l gibi çok değerli çalışmalarını bunlar arasında sayabiliriz. Bu türkülerden eskilerde kalmış birkaç tanesini örneklemek İstiyoruz: Atina Türküsü: HikmetTurhan Dağlıoğlu'nun 1932 yılında Dursun-bey'de derlediği bir türkünün bazı dörtlükleri İle türkünün hikâyesi şöyledir: "İstiklal Savaşı sırasında Yunan komutanı gelin giden bir kızı zorla alır ve evlenir. Çocukları olur. Bu sırada Türk ordusu İzmir'e doğru ilerlerken Yunan komutanı kadını da alarak Atina'ya kaçar. Kadın, yedi yıl Atina'da yaşadıktan sonra Ahmet Bey isminde bir Türk'ün yardımıyla kaçar ve eski nişanlısına döner. Bu kaçış sırasında Yunan komutandan olan çocuklarını da denize atmıştır.
Türkünün önemli birkaç hanesi şöyledir:
Atina da köşeli, İçi mermer döşeli
Tam yedi yıl oldu Ben Yunan'a düşeli
Turnam turnam Ben Atina'da durmam
Atina'nın urganı Telli olur yorganı
Üç çocuğu sorarsan Balıkların kurbanı
Turnam turnam Ben Atina'da durmam
Çete Türküsü: Çeteler, yani efeler... Onlar Kurtuluş Savaşımızın kahramanlarıdır. Ülkenin
karanlık günlerinde Atatürk'ün işaretiyle harekete geçmişler, vatan savunmasına
koşmuşlardır. Türküde adı geçen Kurban adlı çete, Çağışlıdır. Bu nahiyenin Çömlekçi Köyü
ile Değirmenli Köyü arasında Yunan askerleriyle meydana gelen bir çatışmada şehit
düşmüştür. Onların hikâyesini anlatan bir türkünün sözleri şöyledir. Türkü mahallî ağız
özellikleri korunarak alınmıştır.
Zabalan gaktım güneş parlıyo
Oturmuş çetele tüfek yağlıyo
Yunan esgerleri yaman ağlıyo
Dini bi oğruna ölen çetele
Atımı bağladım delikli daşa
On İki gaymakam bi Kemal Paşa
Yaşa, Kemal Paşa, şanınla yaşa
Yunanı dağıttın dağ ile daşa
Atıma binerken fişeğim düştü
Yunan esgerleri peşime düştü
Arkadaşım Gurban ah şehit düştü
Yunan ağzındaki galan çetele
Zabalan gaktım çivteme baktım
Ağlıya ağlıya goluma daktım
Ana ben bu canı vatana sattım
Dini bi oğruna ölen çetele
MANÎLER:
ilimiz ve civarında özellikle kadınlar arasında iş sırasında, eğlencelerde veya çeşitli vesilelerle maniler söylenmektedir. Mısır ve buğday tarlalarında hem işi kolaylaştırma, hem vakit geçirme, hern de eğlence için özel bir nağmeyle söylenen bu manilerde, Balıkesir köy gençliğinin benliği sezilir. Köylerimizin velveleden uzak sakin ve ıssız muhitlerinde, yeşil dağlarla billur gibi sular akan yemyeşil vadilerinde, genç kızlarımızın ince ve yanık sesleriyle söyledikleri maniler yürek delecek kadar hazindir. Kadınlarımızın, genç kızlarımızın duygu dünyasına ait önemli ipuçları veren bu manilerden bazı örnekler aşağıdadır:
Yemenimin uçları
Çıkamam yokuşları
Selâm edin yârime
Yedi dağlar kuşları
Kasaturam çelikten
Nam almışım felekten
Türk askeri korkar mı ?
Vatan için ölmekten?
Kazan kaynar taşmaz mı?
Gün gedikten aşmaz mı?
Sen kayırma sevgilim
Ayrılan kavuşmaz mı?
İlimiz Ankara ve istanbul'u İzmir'e bağlayan karayolu üzerinde bir transit
merkezi durumundadır. Bursa-Ankara-İstanbul, İzmir ve Çanakkale illerine
düzgün asfalt yollarla bağlıdır. Ayrıca İstanbul üzerinden feribot ve deniz
otobüsü ile ulaşılabildiği gibi, Körfez Havaalanı ve Balıkesir Havaalanının
hizmete girmesiyle İstanbul havayolu bağlantısı da bulunmaktadır.
Marmara ve Ege Denizi'ne kıyıları olması nedeniyle ilimiz zengin bir
potansiyele sahiptir. Ege kıyılarında ( Alibey Adası, Sarımsaklı) - Burhaniye
(Ören) - Edremit ( Akçay, Altınoluk ), Marmara kıyılarında ise Gönen
(Denizkent), Bandırma , Erdek ve Marmara (Avşa, Türkeli) turizme hareketlilik
kazandıran yörelerdir
Ayrıca, kaplıcalar, Kuşcenneti Milli Parkı, Kaz Dağları ve Kapıdağ bölgemiz turizmine çeşitlilik kazandırmaktadır. ilimizde turizm işletmesi belgeli 74 tesiste 8450 yatak, henüz inşaatı devam eden ve önümüzdeki yıllarda faaliyete geçecek olan 36 Turizm Yatırım Begeli tesiste İse 5.585 yatak kapasitesi bulunmaktadır. 28 adet Kamu Kampı'ndaki 8742 yatak ile Belediye Belgeli konaklama tesislerindeki 22721 yatak kapasitesi de dikkate alındığında loplam 45298 yatak bulunduğu söylenebilir. Belgeli Yatak kapasitemiz ülke genelinin % 2.5' i, ilimize gelen turist sayısı ise % 2' si oranındadır. İlimizde 40 adet Turizm Seyahat Acentası faaliyetlerini sürdürmektedir.
TERMAL TURİZM (KAPLICALAR) : Balıkesir ili termal kaynak bakımından dünyanın
radyoaktivite oranı en yüksek şifalı sularına sahiptir. PAMUKÇU KAPLICALARI: Balıkesir'e
10 km İzmir karayoluna ise 3 km uzaklıktadır. Kimyasal değerlendirmelere göre su sülfat
klorürlü bir nitelik taşımaktadır. Kışın 50-55 °C olan su sıcaklığı yaz aylarında artmaktadır.
Cilt hastalıklarına, İçildiğinde mide rahatsızlıklarına, romatizmal hastalıklara, kadın
hastalıklarına, üst solunum yollarının kateral rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Pamukçu
kaplıcalarında 60 odalı bir tesis bulunmakta ve Pamukçu Belediye Başkanlığı tarafından
işletilmektedir.
BALPAŞ TERMAL TESİSLERİ: Balıkesir'e 10 km uzaklıkta, İzmir karayoluna 500 m
uzaklıktadır. İnşaatı devam etmekte olan tesis, 3 yıldızlı Turizm Yatırımı Belgesi' ne sahip
olup 193 yatak kapasitelidir. İnşaatı tamamlandığında otelin banyolarında termal su ve
özel havalandırma sistemi, Kür merkezinde ise özel banyoları, fizik tedavi birimleri, sualtı
masajları, Türk hamamı, jimnastik salonu, çamur kürü, doktor ve hemşire odaları ile
laboratuvarları bulunacaktır. Su, Pamukçu Kaplıca suyu özelliklerini taşıdığından aynı
hastalıkların tedavisinde kullanılabilecektir
İzmir"in işgalinden bir gün sonra 16 Mayıs 1919 tarihinde Balıkesir"e gelen işgal haberi büyük heyecana yol açar. Önce Belediye"de daha sonra ise Okuma Yurdu"nda toplantılar yapılır. İşgali protesto için itilâf devletleri temsilcilerine telgraflar çekilir. Zarbalı Hulûsi Bey"in evinde yapılan gizli toplantılardan sonra Alaca Mescid"te daha geniş bir toplantı yapılması kararlaştırılır.
18 Mayıs günü ikindi namazından sonra kalabalık bir cemaat mevlid okuma bahanesiyle gizlice toplanır. Mevlid okunması bitince Karesi Mebusu Vehbi (Bolak) Bey ayağa kalkarak cemaata hitaben bir konuşma yapar. Konuşmasında İzmir"deki faciaların Balıkesir"in başına gelmemesi için bir Redd-i İlhak Cemiyeti kurulması gerektiğini belirtir.
Diğer konuşmalardan sonra her türlü kararı almaya yetkili kırk bir kişi belirlenerek toplantı sona erer. Seçilenler: 1)Karesi Meb"usu Vehbi Bey, 2)Siverek Meb"usu Vehbi Bey, 3)Belediye Reisi Keçeci Hafız Mehmet Emin Bey, 4)Müftü Nennicizâde Abdullah Efendi, 5)Abdülgafur Efendi, 6)Zarbalı Hulûsi Bey, 7)Tireli Sabri Bey,
Dâvâvekili Sadettin Bey, 9)Kocabıyık Mehmet Bey, 10)Abdüsselâmzâde Cemil Efendi, 11)Arap Sadettin Bey, 12)Beypazarlı Hafız Mehmet Efendi, 13) İbrahim Bakır Efendi, 14)Kuyumcuzâde Ali Efendi,15) Abdülaziz Mecdi Efendi oğlu Ahmet Nur Bey, 16)Dâvâvekili Said Bey, 17)Ocakîzâde Talât Bey, 1
Eski Nüfus Müdürü Hakkı Bey, 19)Marmara Nahiyesi Müdürü İsmail Hakkı Efendi, 20)Giritlizâde Muhittin Bey, 21)Ahmet Vehbi Bey, 22)Gönenli Osman Bey, 23)Kunduracı Nuri Usta, 24)Dâvâvekili Süleyman Sadi Bey, 25)Lâz Hacı Mustafa Efendi, 26)Hoca Asım Efendi, 27)Budakzâde Hafız İsmail Efendi (Melekzâde Hacı Hafız Mehmet Efendi), 2
Hafız Eminiddin Efendi, 29)Hafız Haydar Efendi, 30)Muzaffer Efendi, 31)Emekli Binbaşı Ahmet Bey, 32)Alaybeyi Rıza Bey, 33)Kadızâde Mustafa Efendi (Hoca Süleyman Vehbi Efendi), 34)Yörük İbrahim Efendi, 35)Keşkekzâde Hacı Eşref Efendi, 36)Yırcalızâde Şükrü Efendi, 37)Basribeyzâde Şevki Bey, 3
Somalı Hacı Hafız Kâzım Şükrü Efendi, 39)Silahçı Şevki Bey, 40)Arnavut Rasim Bey, 41)Hacı Kâmil Efendi.
Silahlı mücadele kararının alındığı bu toplantı Balıkesir Kuvâ-yi Milliyesi"nin ilk ve en önemli temel taşıdır. Her şey buradan doğmuş, bir yıldan fazla devam eden Balıkesir ve bölgesi direnişi bu kararın sonucu olmuştur. Anzavur isyanı,İstanbul Hükümeti ve İtilâf Devletleri"nin karşı etkinlikleri, Rumlar ve Ermeniler"in içerideki hareketleri, düşmanların bütün ümitleri hep bu tarihi karardan doğan kuvvetle dağıtılmıştır.
Mondros Ateşkes Anlaşması, Boğazların İşgali, İstanbul"un kontrol altına alınması, Meclis-i Mebusan"ın dağıtılmış olması, halk desteğinden yoksun İstanbul hükümetlerinin devlete, millete ve vatana sahip olamayışı, nihayet İzmir"in işgaliyle görülen facialar üzerine, bütün vatan sathında olduğu gibi, Balıkesir"de de millet kendi kaderine sahip çıktı. Önce Redd-i İlhak adıyla cemiyetler kuruldu. Sonra daha geniş halk yığınlarının desteğini almak üzere kongreler tertip edildi.
Birincisi Dar"ün Nafia Medresesi"nde 28 Haziran 1919"da toplanan kongrelerin beşincisi 10 Mart 1920"de toplanmıştır. Redd-i İlhak Cemiyeti ve özellikle Balıkesir Kongreleri, ilerleyen düşmanı durdurarak ve ayaklanmaları bastırarak, düzenli ordunun kurulması için bir yıllık zaman kazandırmışlardır.
Bir taraftan düşmanla savaşırken halkın güvenliğini sağladıkları gibi, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile Türkiye Büyük Millet Meclisi"nin açılmasına uygun ortam sağlamışlardır. Hey"et-i Merkeziye"nin karar defterinden ve kongre kararlarından anlaşıldığına göre Kuvâ-yi Millîye bir devlet gibi hareket etmiştir. Halka vergi koymuş, asker toplamış, seferberlik ilân etmiş, güvenliği sağlamış, diplomatik temaslarda bulunmuştur. Bütünbunları, düşmana karşı koyabilmek için yapmıştır. Dünya kamuoyuna Türk halkının işgal ve esareti kabul etmediğini gür bir sesle duyurmuştur.